25 Mayıs 2010 Salı

mutlak.


hayatı dialektik bir felsefeyle sorgulamamak gerektiğini öğrendim.
nar çiçeği tonda kırmızı rujumu her geçen gün biraz daha severek kullandığımı hissettim.

aynaya baktığımda, uyku düzenimi yerine oturttuğum için birkaç zaman önce genişleyen mor halkaların yavaş yavaş kaybolduğunu ve gözlerimle yüzümün canlandığına tanık oldum.

KPSS çalıştığımdan sebep kitap okumaya ara verdiğimi ve bundan yana huzursuz olduğumu, gözümün sürekli surette kütüphanemde beni bekleyen okunmamış birkaç kitaba ısrar ve inatla takıldığını gözlemledim.

[soru çözümlerindeki hızımı çok sevdiğim ktap.dostlarıma borçlu olduğumdan onlara müteşekkirim.]
annemin yaşlandıkça birazcık daha huysuz ve sorgulayıcı bir kadın olduğunu anladım.

rüyalarımı süsleyen blogger'larla her gece farklı bir fantastik maceraya atıldığımı ve bundan sebep her sabah üzerimden 1500 tonluk bir silindir yükü geçmişçesine yorgun uyandığımı gördüm.

yaşımın 24 olmasının yaşlandığım anlamına gelmediğinin ve hatta daha 24x4=96 yaşıma değin aynı hız ve tempoda bir hayat yaşayacağımın ayrımına vardım.

renkli mutfak peçetelerini, her tür kumaş desenini, mutlu ve huzurlu sabah kahvaltılarını her geçen gün biraz daha sevmeye başladım.

sevgilimin varlığından duyduğum mutluluğun hayatımdaki belirleyici mutluluk kaynağı olduğunu bildim.

küçük-büyük farketmez birşeyler başaran ve hayata kalıcı ürünler sunan insanlara olan hayranlığımın arttığını ve onları her seferinde tekrar ve tekrar takdir ettiğimi kendi kendime söyledim.

hayatımı küçük bir odada, koyu turuncu bir koltuk üzerinde geçirdiğimi ve bu koltukla aramda geçen ilişkideki samimiyeti gülümseyerek kendime kabul ettirdim..

daha çok okumak, daha çok yazmak, daha çok gezmek, daha çok görmek, daha çok
araştırmak, dinlemek, hissetmek, anlamak, dokunmak, duymak, vs. istedim.

hayatın kapısına dayadım kulağımı..
içeriden çok hoş sesler gelmekte.
büyülenmiş olabilir miyim?

hayata inat seviyorum hayatı!
bugün bunu bir kez daha öğrendim!

8 yorum:

zeynep dedi ki...

canımm kps'nin kitaba fırsat bırakmadığı günleri çokk iyi biliyorum ben çantamda taşır otobüste okuyup bitirirdim tavsiye ederim =)

yeşocan* dedi ki...

zeynepcim artık evimde daimi-kpss kızı olduğumdan sebep kitaplara 10 temmuza kadar kısa bir ara verdim :)
sonrasında yalayıp yutucam, öpüp-başıma koyucam tüm kitaplarımı :D

Meral Erdoğan dedi ki...

günes gibisin yesom, pırıl pırıl...

éLLa dedi ki...

ne mutlu sana.

yasama sevincim bana bile sciradi okuyunca.

Ayşegül dedi ki...

Keyifle okudum...
Sevgiler..

Peri Tozu Fotograf dedi ki...

Zevkle okunan bir yazi olmus.
Gonlunuze saglik...

yeşocan* dedi ki...

meralcim: bil mukabele canım :)
élla: teşekkür ederim tatlım :)
ayşegül: sesini duymak ne güzel..teşekkürlerim en bonuslusundan :D
periztozu: teşekkürler ;)

Ayşe Şakarcan dedi ki...

Budur!:) Yukarıdaki fotolardaki gibi hep zıpla, gül. Kimsenin enerjini düşürmesine izin verme Yeşocancan:)