7 Mayıs 2010 Cuma

mor menevşe.


klakson seslerinin beyninde dinmemiş yankılarıyla yemeğine gömülür küçük.kız.
anneciğinin menüsünde yazın vazgeçilmezi tazecik fasulye, mevsim salata, makarna ve yoğurt vardır. yanında koca bir bardak dolusu [400ml.] suyu da katık yaptım mı tamam'dır der ve oturur düşünceli düşünceli kaşıklar yemeklerini. biraz aç olmasına karşın istemsizdir ayrıca. bu sebepten her lokma büyüdükçe büyür ağzının içinde. bir o yana yuvarlar, bir bu yana.
sonra üşenir çiğnemekten ve -löpp!- diye yutuverir minik lokmalarını.

günün güzellik dolu anları gelir göz nezlesinden muzdarip puslu puslu bakan gözlerinin önüne. arkadaşlarıyla bir araya gelmiştir. memleketine dönecek olan bir dostu son bir kez görüşelim demiş, küçük.kız da pek sevdiği bu dostunu kıramamış gitmiştir yanına. güzel birgün geçirmişler, herzamanki gibi bol bol gülüp eğlenmişlerdir. zamanın nasıl geçtiğini yine anlamayarak ayrılmışlardır. sıkı sıkı sarılıp güzel güzel temennilerde bulunmuşlardır birbirlerine ve "özen"le bakmalarını istemişlerdir hem gönül gözüne hem de bedenlerine..

dosta kavuşmak için gidilen 1 saat 15 dk.lık yol geri dönüşte tam bir kabus gibidir küçük.kız için. otoüsün içi -akşam iş çıkışına denk geldiği için- hınca.hınç insan doludur ve herkesin iş yorgunluğunu bahane ederek kaşları çatıp sessizce yol alması beklenirken nedense sesleri sürekli artarak konuşmaları küçük.kızı şaşkınlıkla dolu bir sinir küpü dolumuna hatta taşımına doğru sürüklemektedir. elindeki hayali kumandayla tüm bu curcunayı "mute" konuma getirip sessiz sakin evcağazına varmaktan başka bir derdi yoktur. aksi gibi, müzik.çalarını da evde unutmuştur. daha doğrusu sabah evden çıkmadan evvel 1 hafta önce kullandığı çantasının içinde olan müzik.çaları aramış taramış fakat bulamamış, zamanın darlığından sebep öylece bırakıp çıkmıştır evden. yolboyu acaba nerede bıraktım? diye düşünüp durmuş ama son zamanlarda üzerindeki yoğun unutkanlığın sebep olduğu pek çok kayıp gibi bunu da "wanted!" grubuna dahil etmiştir.

bir yolculukta herzaman en sinir bozucu durum çocukların çıkardığı ya katıla katıla ağlama sesi ya da aileleriyle sürekli soru-cvp şeklindeki yüksek sesle yapılan diyaloglarıdır.[küçük.kız aslında miniklerin soru sormaları ve onlara kendince cvplar vermekten çok çok çok hoşlanır. hele ki verdiği cvplara istinaden gözlerini şaşkınlıkla kocaman kocaman açmaları ve "gerçekten mi?" demeleri ona en çok keyif veren an'lardan biridir. lakin, bu durum tamamen ruh.haline bağlı olarak sevimlilik kazanmakta ya da kaybetmektedir. bugünkü durum tamamen kaybedilmiş bir durumdur.] bu mini-otobüs yolculuğunun olmazsa olmazları arasına dahil ettiği bu çoluk.çocuk hengamesinden ve üstüne üstlük otobüs şoförünün altında son model bir ferrarisi varsayıp delik-deşik yolda tam gaz basması ve acı acı fren sesleriyle duraklardan yolcu indirip bindirmesinden pert olmuş küçük.kız kendini otobüsten dışarı lastik bir top gibi fırlattığında yerde 1500 kez sekmiş, dengesini sağlamak içinse yaklaşık bir 10 dk. yaylana yaylana yürümek zorunda bırakılmıştır.

evcağazına geldiğinde gün içerisinde kendisine hediye edilen ve yine kendisinin beğenip aldığı birkaç parça şeyi üzerine -otobüste yaşadığı kabustan sonra- büyük bir hevesle geçirip aynanın karşısına geçtiğinde hiçbir şeyin istediği gibi üzerine yakışmadığını -büyük bir hayal kırıklığıyla- görür. zaten yeni boyattığı saç rengi de istediği gibi tutmamış hatta bir sinirle o güzelim saçlarını usturayla kazıtma arzusu tüm vücudunda zonklarcasına yankı yapmıştır..ama etrafındakiler kendisini sakinleştirmiş birkaç yıkamadan sonra az da olsa istediği renge kavuşacağını 3 hafta sonra tekrar boyayabileceğini ve hatta bu kez kesin bir turuncuyla gönlünü şenlendireceğini söylemişlerdir. az biraz sakinleştikten sonra bu kez ayna.önü muhabbetiyle üzerinde gezinen cenabet bulutlarını elinin tersiyle kovuşturmaya çalışmış sonra da teselliyi anneciğinin hazırladığı yemekte bulmuştur.

geç oldu küçük.kız
hadi bilgisayarın başından kalk da yatalım.

2 yorum:

daihatsum dedi ki...

Kuzum üzme kendini bu kadar sen her halinle güzelsin severim seni pek çok:)

yeşocan* dedi ki...

uuu..kuzu kuzu meee!!
can'sın canansın biliyorsun değil mi? ;)