27 Aralık 2011 Salı

24 Aralık 2011 Cumartesi

my baby love.

Günlerden bir cumartesi ve hava yağmurlu ve soğuk. Pijamalar üzerimde keyfim tıkırında. Kulaklarımda my baby love'la dansederken herkese keyifli haftasonları dilerim ^_^


20 Aralık 2011 Salı

mobile uploads vol II.

2011'in son aylarında mobil'den çekmiş olduğum kareleri paylaşmak epey keyif verici oluyor. Hele ki yoğun ve yorgun bir okul gününün ardından fotoğraflarla uğraşmak beni dinlendiren keyifli bir uğraş. Bloğumda paylaşmak ise ayrı güzel ;)
Kulaklarımıza Lily Allen'dan Not Fair'i alıp fotoğraflara doğru iniş yapıyoruz! piyuwww! ^_^














                                                      huge huge kisses and hugs guys! ^_^

19 Aralık 2011 Pazartesi

her neyse işte.


Hayatımdaki bir şeylerin -artık- kesin ve net çizgilerle belli olmasını ölesiye arzularken bu şeyleri ertelemem gerektiğini öğrendim. Fazla umut etmenin ve fazla hayal kurmanın bir hata olduğunu, beklentiler içine girmenin beni bir kez daha nakavt ettiğini gördüm. Amacım, 2011'in son ayının son yarımına girdiğim şu günlerde "2011/Hayattan neler öğrendim?" başlığı altında bir yazıya dönüştürmek değil bu postu.
Sadece şundan fazlasıyla eminim ki, artık tüm düşünce ve duygularımı sadece kendime saklamam gerektiği. Olanca iyi niyetim ve içtenliğimle paylaştığım düşüncelerimi içime sakladığım müddetçe daha mutlu olacağım. Tek kişilik yaşamaya karar verdim hissiyatımı. Ben her daim her şeyini sonuna dek paylaşmayı seven bir kişi olmama rağmen karşımda sessiz, sakin, sabit duran kişiler olduğu müddetçe ben de kabuğuma çekilmek en iyisi olacak. "Yeteri kadarını paylaşmak ve yeteri kadar yaşamak." Fazlası bana kalsın. Görüyorum ki fazlasını vermek de bir kar getirmiyor.
Sanırım buna bencillik diyoruz, öyle mi dersin?

13 Aralık 2011 Salı

ev gezmecesi, gün eğlencesi.

Haftasonu, geçen yıl birlikte çalıştığımız pek sevgili arkadaşımız Aslimu'ya davetliydik. Bir nevi Turkish stayla ev gezmecesi, gün toplaşması gibi bir davet oldu bu. Uzun süredir görüşmemiş olmanın verdiği özlem ve biriken muhabbetle bol bol gülüp sohbet ettiğimiz bir gün oldu.

Haftaiçi full time okul, haftasonu da dersane olunca arta kalan zamanlarda yaptığım yakın çevre arkadaş/dost toplantıları biraz da olsa soluklanmam için alternatif oluyor. Bu yıl sıkı bir şekilde başlayan Kpss hazırlık kampında daha az sosyallik, daha sıkı bir disiplinle ders çalışma faaliyetleri beni epey yoruyor. Ama artık ciddi anlamda fedakarlık yapmam gerektiği için, ses çıkarmıyorum. Öz denetimime hiç bu kadar sahip çıkmamıştım. İnşallah sonunda yüzüm güler.

Güncel durumumla ilgili satır arası bilgilendirmemi de yaptıktan sonra o gün şöyle evin içinde yapmış olduğum minik birkaç kare çekimden geriye kalan detayları paylaşmaktan zevk duyarım:



                                     






                                                      Benim güzel öğretmen arkadaşlarım ^_^
İnsanın çalışma arkadaşlarının böyle içten, samimi ve güler yüzlü olması kişinin kendisini şanslı hissetmesi için fazlasıyla sağlam bir neden. Hoş, artık bizim iş dışında, normal hayatımızda da çok sıkı bir dostluğumuz var ya neyse..

Şimdi giderken, son günlerde dinlemekten deli gibi zevk aldığım şu güzel parçayı usulcacık yerleştireyim de tam olsun =====> je ne veux pas travailler!
Sağlıcakla kalın..

11 Aralık 2011 Pazar

yeni sayfama merhaba de sebastian!

Artık özel çekimlerimi yaptığım fotoğrafları paylaşacağım bir blog sayfam daha var. Başlarda çok keyifle yaptığım bir hobiyi profesyonel anlamda bir yerlere taşıyacağım hiç aklıma gelmezdi. Zamanla değişen düşünceler, gelişen teknikler ve içimdeki enerjiyi kademeli olarak bir yerlere aktarma fikri en sonunda kendimi böylesi bir güzelliğin içinde bulmamı sağladı. Yola çıkalı bir ay oldu fakat ben henüz vakit bulup kendime ait bir sayfa açabildim. Neyse, geç olsun güç olmasın düşüncesiyle artık başlıyoruz!
İlk etapta eksiklerim çok fazla sayfa görselliği açısından. Zamanla daha iyi yerlere geleceğini umut ediyorum. Neticede anne karnından grafik tasarımcı&fotoğrafçı doğmadığım için çalışmalarıma ara vermeden devam edersem şayet çok daha olumlu ve kaliteli sonuçlar alacağımdan şüphem yok..
Çok sevgili dostlarımın ve sevdiklerimin de desteğiyle inancım tam.
Öyleyse Haydi Bana Rastgele! ^_^


Sayfa linkim:


tek tık yeter ;)

şimdilik görüşmek dileğiyle sağlıcakla kalın sevgili blog dostlarım.

8 Aralık 2011 Perşembe

hayat:


Onu nasıl algıladığın ve nasıl yaşadığındı.
Başka hiçbir şey değildi.
Bunu anlamıştım.

N.Eray

6 Aralık 2011 Salı

tears in the eyes.

Tüm bu insan kalabalığında kendimi hiç olmadığım kadar yalnız hissediyorum. Okulda, evde, dışarıda, sevgilimin yanında, çay içerken, sohbet ederken, yürürken, servisle okula giderken, evde kitap okurken, tv. seyrederken..bla..bla..bla..
Şu güne dek etrafımdaki insanlara bana her türlü lafı esirgemeden söyleyebilme hakkını verdiğim için çok öfkeleniyorum kendime. Hep taviz veren taraf olmaktan, hep açıklama yapma zorunda kalmaktan, her türlü ezikliği yaşamak mecburiyetinde kalmaktan fevkalade sıkıldım ve bu durumda olmaktan nefret ediyorum. Canımı acıtıyorlar, üzüyorlar ve en önemlisi de gönül almayı bilmiyorlar. Cool tavırlar, kendinden ödün vermeyen haller, üzerlerine gün geçtikçe daha bir yapışan taviz vermekten uzak davranışlar onları tanımakta güçlük çekmeme sebep oluyorlar. Hele ki bu "taviz" sorunsalı. Ben her daim sıcak, içten, hep çok değer verip, sahip çıkan ve de herkesin gönlünü hoş tutmaya çalışan bir tutum sergiledim sevdiğim insanlara karşı. İçimde hiçbir zaman art niyet ya da kötü bir düşünce tohumu filizlenmedi bile. Günümüz tabiriyle hep enayi ve saf bir eleman oldum şu hayatta. Körü körüne bağlandım, sonuna dek verdim elimdekileri. Ama artık tükendim ben de. Bir şeycik kalmadı elimde avucumda. Bunu yaşamak zorunda değilim ama ben!
Böyle şeyleri hissetmek zorunda değilim! İstediğim hoş bir üslup, istediğim beni anlamaları sevdiğim insanların. Kimse bir başkasının hayatını yaşamıyor ve o hayatın içinde neler olup bittiğini bilmiyor. Dışarıdan konuşmak kolay pek tabii. Dışarıdan böbürlenmek, dışarıdan cool takılmak, dışarıdan hava atmak kolay..
Daha geçen ay buna benzer sorunlarla ilgili bir yazı yazmıştım. Yine sitem etmiştim bana haksız yere sitem edenlere. Yine öfkelenmiş bu durumda olmaktan nefret ettiğimi yazmıştım. Şimdi de farklı değil inan.
İnsanlar değişiyor. Sevdiklerim değişiyor. Her geçen gün biraz daha eritiyorlar beni, bitiriyorlar. Ve hep hatalı kusurlu olan taraf ben oluyorum. Ama dönüp de kimse kendine bakmıyor. Kimse kendi öz eleştirisini yapmıyor. Çünkü etrafımdaki insanlar hep haklı, ben hep haksızım.

Ben bugün daha bir açgözlü, daha bir hatalı, daha bir anlayışsız ve daha bir nokta.noktayım. Her gün böyleyim zaten de bugün daha bir fazlayım.
Ne kendimi anlatabilirim insanlara, ne de onlar beni anlamak için gayret sarfederler.
Ben kendi kendimi kandırmaya devam edeyim.
Sahte mutluluk oyunlarında gözlerimi siyah bir eşarpla bağladıkları körebe'de -körebe-liğe devam edeyim.

Sağlıcakla.

1 Aralık 2011 Perşembe

sevgili marilyn.


Sanırım hayatım boyunca sana hiç bu kadar yakın olmamıştım. Seni görmek gerçekten harikaydı. Gelecek yıl fuara en sevdiğim favori fotoğrafınla katılırsan çok daha memnun olacağım gibi. Ama bu halinle de çok güzelsin, lafım yok.
Kucak dolusu sevgilerimle.
Küçük hanım.

30 Kasım 2011 Çarşamba

the times that i feel myself just like a mango tree.

Zaman zaman kendimi bir mango ağacı gibi hissederim ben. Bu akşam da o vakitlerden biri. Kıvamım ve lezzetim tıpkı bir mango gibi. Son zamanlarda en sık dinlediğim şu güzide insanlar kendimi bir mango ağacı gibi hissettiğim zamanlar için söylüyorlar. Kendini benim gibi hissedenlere gelsin öyleyse.

27 Kasım 2011 Pazar

apple pie says:


Uzun zamandır yokum ortalarda. Kpss kursu, okul telaşesi, yapmam gerekenler, yetişmem gereken yerler, ıvırcık zıvırcık işler vs. derken uzak kaldım internet ortamından. Biriktirdim epeyce şey. Biraz vakit bulup hem kendime hem bloğuma zaman ayırabilsem anlatacak çok şeyim var. Son zamanlarda evrenin en parlak ve yüksek yıldızı benim başımın üzerinde parlıyor sanırım ^_^
Şimdilik bu mutlu.kutlu fotoğrafım size keyfimin tıkırında olduğunu göz kırpıp gidiyor ;)

21 Kasım 2011 Pazartesi

life lately.

Aslında ben her yere yanımda Paris'i de alıp gitmiyorum. Kimi zaman, ara sıra, bazen mobil telefonumdan da çektiğim fotolarım oluyor. Bunlar da genelde ya dediğim gibi yanımda Paris'in olmadığı ya üşengeçliğimden çantasından çıkaramadığım ya da bataryasının artık iflas ettiği zamanlara denk düşenler oluyor. Onları kurcalarken bu fotolarım için de bloğumda yer ayırayım istedim. Sonra böyle bir mini-foto-döşeli bir post çıktı ortaya. Zamanımın olduğu vakitlerde böyle mini mini mobil çekimi fotolarımı yayınlamamın sakıncası olmaz, hatta güzel de olur diye düşündüm. İlk bakışta instagram olayının bir benzeri gibi ama malesef ne bir ayfon ne de ayped kullanıcısıyım. İmrenerek bakıyorum bu harika teknolojik bebelerin sahiplerine. Özellikle de şu instagram olayıdır beni bitiren. Ama şu an namümkün bir durum söz konusu. Ben kendi çapımda çekimlerime mobilimden devam edeyim. Instagram.sız mini fotolarımla başbaşa bırakıyorum sizleri.
Nasıl olmuş?Fena değil, değil mi? ;)












havuçlu göbek salata & ice tea mango.

Akşam yemeği. Kardeşimle annemin ağız şıpırtılarını yanıma aldığım 4 kişilik yemek masası. Atv ekranlarında canlı yayınlanan Esra Erol'un programına evlilik kurumunun kutsaliyetine inancını yitirmiş ama yine de rahat ve tapulu bir ev, alta çekilen kıyak bir arabanın ayakları yerden kesen konforu, cebi para dolu bir adam/kadının yanında yaşamının son zamanlarını keyifle süreceği vaadini almak isteyen, hayatın sillesini yemiş insancıklar.
Akşam vakti anlamsız bir enerjinin ve keyfin herbir yanımı sarması. Kendimi komşuma çaya davet ettirmek fikrini hayata geçirme dürtüsü ve telefona sarılıp; "Meralciğim bu akşam müsaitseniz size çaya geleceğim. İki dedikodu da yaparız hem kızz!" demenin komik şımarıklığı. Komşu kızları stayla çantama tüylü ev gezmesi terliğimi atıp, depremzede çocuklarım için ördüğüm ebruli renkteki atkımı da yanıma alma hazırlığı.
Nahoş bir güzellikte dilimde en şımarık şarkılar var bu akşam.
Eğlen güzelim gününü gün et..

Anlatacak çok şeyim var ama öncelikle bu halet-i ruhiyemi bir kayda geçireyim.
Özellikle de Tüyap'tan geriye kalan fotolarım, kpss hazırlığım, hayatımın içine sıkışan minik anektodlarımla tez vakitte yine uğrayacağım.
Şimdilik see you later, alegator!
[içime kaçan küçük bir hanım selamlar sunar :]

17 Kasım 2011 Perşembe

cihangir, beyoğlu, karaköy sarkacı.

şimdi susuyorum, fotoğraflar konuşma görevimi bizzat üstleniyorlar.