27 Aralık 2009 Pazar

yeni yıl sürprizleri :)











26 Aralık 2009 Cumartesi

new born :)







yeni bir yıla girerken hayatımıza minik mi minik sevimli mi sevimli bir yaramaz girdi..ailecek mutlu olduk pek sevindik..bakmaya doyamadığım,kokusunu içime çektikçe çekesim gelen minik varlık!-seni öyle çok seviyorum ki!-

23 Aralık 2009 Çarşamba

*

güzel olaylar var etrafımda..içimi kıpır kıpır yapan yeni bir doğuş,sevgilinin mutlu sesi, dostların soluklarını taa yanıbaşımda hissetmenin verdiği o içten huzur, sıcacık bir banyo keyfi soğuk havaya inat, yanan bir sobanın karşısına geçip bol kahveli jacobs içmenin şımarıklığı, uzun zamandır yapılmadık bir şey -yalnızlık- hepsi iiyi güzel hoş da..da..da..a..

bilemiorum..ne yapmalıyım da peşimsıra gelen şu gereksiz,ruhsuz benlikten kurtulmalıyım?
sanki kendim olamıyormuşum hissine kapılıyorum buaralar..yani yaptıklarım hissettiklerim düşündüklerim hep bir başkasına ait şeylermiş gibi geliyor..ve bir de hayatımda aslında olmalarını istemediğim ama nedense bu istemediğim varlıklardan bir türlü vazgeçemediğim gerçeğini yakamdan söküp atmak istiyorum..ama onu da yapamıyorum.gücüm yok tükendi bitti..neden böle bunu da bilmiyorum..

okadar karmaşık ki herşey..gözümü kapatsam ve herşey olup bitse ve açtığımda yepyeni bir hayata başlamış olsam..bunun hayali bir içimi ısıtmaya yetmiyor..kapıyı açmak istiyorum..açıyorum..biraz geçiyor açık durması hoşuma gitmiyor..kapamak istiyorum..kapıyorum..sonra yine açmak istiyorum..açıyorum..kapıyorum..açıyorum..kapıyorum..yani hem istiyorum hem de istemiyorum..ikili delilik dedikleri bu olsa gerek..araf durumu..kabına sığamama bir yere aitliğini hissedememe..

yanımda sevdiğimi istiyorum.ona karşı olan özlemim dizboyunu aşıyor artık..yakında değil uzakta da değil..ortada o da arafta tıpkı ben gibi..özlüyorum sımsıkı sarılıp uyumayı ve uyku ertesi sıcacık güven dolu kollarında uyanmayı..o var olduğunda herşey öle güzel ki..hep olsun istiyorsun..o güç verici güven verici..o seven kollayan..etrafımda bana destek olan ve tüm sorunsallığıma inat beni hep anlamaya çalışan..evet beni anlıyor çaba sarfediyor bunu bilmek de yetiyor..ama yine de ben onu yanımda istiyorum.

uzaktan geçen gemiyi seyredalıp deniz sesinin dinlenme vaktidir.

21 Aralık 2009 Pazartesi

love is the answer!


kollarımı odanın tam ortasında kendimi, yemyeşil bir gelincik tarlasında hissederek iki yana kocaman açıyorum..ve şirin pancaroğlu'nun konser performanslarından alıntı yapılmış kesitlerle kulaklarıma bayram ettirip bu soğuk mu soğuk kış gününde içim sıcacık dönüyorum dönüyorum dönüyorum..

sema yapıyorum sanıyor annem..kendince yine absurd davranışlarda bulunduğu kızını "otur,dönüp durma..senle benim de başım dönüyor." diye paylıyor..ama cık! durmam ki çok mutluyum ve mes'ut! :)

gelincik tarlamda sakladığım sevdiceğimde benimle beraber..o da dönüyor orda..ben burda..seviyoruz birbirimizi ve usulcacık gülüyoruz içten mutlu!..

20 Aralık 2009 Pazar

-kahve molası-



havaların depresif bir karaketere büründüğü başka bir günde yine sabahın erken saatlerinde başlattım günümü..evet bugün de havalarımız lodos'la birlikte ılıman mı ılıman sıcak mı sıcak..Aman yarebbim ne güzel!ama bu ani değişimler hiç iyi gelmiyor bana..dengem şaşıyor bir kere..sonra ben günde Aknetrent-20x2 kullanan bir insanım.belki son 2 ayımın içinde olabilirim fakat ilacın üzerimdeki olumsuz etkisi beni, daha çok uzun zaman etkisi altında tutacak gibi duruyor..neysem..

keyifli bir haller var bende..aslında her zaman keyfili bir insanım..eğlenceyi severim..gülmek,sohbet etmek,hayatın ve an'ın değerini bilen zat'lardanım buna inancım tamm..ama son zamanlarda yaşadığım bir takım gereksiz gerilimler sözkonusu..bunun da neddeni olarak gördüğüm tek şey kullandığım sivilce ilacı -AkneTrent- dir.
-evet evet!suçlu tam olarak kendileridir hakim bey amcacım! :)
atlatıcam ama az kaldı bitimine..yukarıda belirttim -2 ay'cık!- sonrasında özgürüm..en azından beni artık depresif yapamıcak..eski Yeşocan geri dönecek aramızaaa! yihhuuu!! :D

dersaneden geldim..dışım sıcak ama içim biraz soğudu sanırım..kendime hemen sıcak bir kahve yapıp tüm dikkatimi uyanık tutmak istiyorum..çünkü buakşam tamamlamayı düşündüğüm işlerimin hepsini tamamlayıp yarına birşeycikler kalsın istemiyorum..belki sabahın yine haftasonuma özel erkencik kalkma durumunda kalmış olabilirim..belki derslerden kafam şişmiş biraz da yorulmuş olabilirim ama bu beni "Bugünün işini yarına bırakma evladım!" iç sesimden soyutlayamıyor..bizzat o içimin diğer şahsı kocakarı vır..vır konuşup beni gevşeme modundan alıkoyuyor..olsun iyi de ediyor..bu kocakarıyı da seviyorum ben! :)




bir de yeni şeyler yapmak istiyorum..yeni bişeyler işte..kımıl kımıl tazecik..şuan bunların ne olduğuna dair bir bilgim olmasa da içim "yenilik" istiyor...bakalım..nelere merak salarım nereleri gezer görür dillendiririm zaman anlatır :)

bir şarkı mırıldanıyorum şuan..la vie une rose!..denizcanım'da geçen akşam izlediğimiz Jeux d'enfants filminde küçük kızın mırıldanmasıyla başlayan filmin o eşsiz müziğine kendimi bıraktım..kahveyle iyi gidecektir..şimdi bu hoş anımda minik böğürtlenimin de yanımda olmasını isterdim :(dinlediğim bu hoş müzik O'na gelsin :)

keyfli hoş vakitler cümleten :)

19 Aralık 2009 Cumartesi

kartopu**

hava soğuk..
sabahın en erken saatlerinde düşerim yollara..
yüzüme gökyüzünden yağan minik kar taneleri usulcacık dokunup dokunup kaçarlar
cilveleşen nazlı kızlar gibi salına salına inerler yeryüzüne..
derken bir deli fırtına başlar ve cilveli kızlar birer fammefatal' misali eserler eteklerini uçurarak..
korkarım değişen çehrelerden..
uçlarda gider gelir kar taneleri
ben de giderim yoluma ağır usul..
yüzüme çarpar eteklerini uçuran kış serserileri..

18 Aralık 2009 Cuma

yağmurluk*


şiddetli yağmur sesiyle camdan dışarı bakma merakım uyanıyor..bildiğin yağmur sesi öle gökgürültüsü falan da değil hani..sonra aklıma bugün için yapılacak olan işlerim dank ediyor ve içimden yumuşacık bir küfür savuruyorum-yumuşak çünkü bugün hiçbir şeye kötü gözle yaklaşmıcam..kendimi bugün de dahil olmak üzere yeni bir yılın o eğlenceli akışını bırakıcam-

krem puantiyeli şemsiyemi BilalimOnurumun araba bagajında unutmuş olmakla birlikte, sevgili Denizcanımın bana hediye ettiği gökkuşağı şemsiyemi de onlarda bıraktım..bu sebepten bugün başıma geçirdim bere-şapka-ne idüğü belirsiz bir kavuk- çıktım gebzeye..bir yağmur bastırdı ki sorma!upps! sonra eli mahkum kendime bir üçüncü şemsiyeyi almayı uygun gördüm..
çok güzel bir rengi var ama..morr!!
çarpıldım-vuruldum-hayranoldum-aldımm!

yılbaşı yaklaşıyor..uzak düştüğüm dostlarıma eski bir geleneği devam ettirme alışkanlığı olan ben allı-pullu-novelpapalı kartlardan aldım,bir de yanlarına ufak birer yılbaşı çorabı ve kendi elcağazlarımla yaptığım minik sürprizlerle bugün bir kısım mektubu postaya verdim..bu haftaiçi ellerine geçer..diğer bir kısmını da pazartesi günü postalıcam..kendimi mutlu ve keyfli hissediyorum böle ince güzellikler yaptığımda..sırada yapmayı planladığım daha pek çok şey var..hele gelsin yılbaşı..sırayla ve zamanla yayınlıcam.. :)
-kendime varmamın yolunun yine kendimden geçtiğini bilmek ne kadar şaşırtıcı öle değil mi?-
sevgi ve hürmetle efendim :)


17 Aralık 2009 Perşembe

allak bullak :S


dolup taşan bir kalabalıkla mücadele vakfı kurup başına da bizi en sık ziyaret edenler arasında bir seçim yapıp onu yerleştiricem!evet evet bunu yapıcam!

yap-ma-lı-yım-!
yap-ma-lı-yım-!
yap-ma-lı-yım-!
bir de bu fotodaki kadın kadar şuh ve eğlenceli olmalıyım!

16 Aralık 2009 Çarşamba

bit pazarı*

kışa girerken hazırladığım el emeği göz nuru örgülerim şallarım..
devam etmekte olanlar da var..ilerleyen günlerde paylaşıcam..












10 Aralık 2009 Perşembe

made by me :)



pek sevgili dostlarımdan biri ZuZu'nun doğumgünü hediyesini bu yıl kendi ellerimle hazırlamayı uygun gördüm..ismi de ballı lokma tatlısı :)
yarın istikamet Çanakkale'ye doğru..hediyeciklerimi de paket yapıp koydum çıkınıma..güzel bir 2gün bizi bekliyor inşallah:)
çok heyecanlı olmakla birlikte Çanakkale'ye ve onu sevilesi yapan dostlara olan özlem dolu mutluluğuma kapak açıyorum!! yihhuuu!!! :)
kısa zamanda görüşmek dileğiyleee mutlu keyf dolu anlar efendim:)

7 Aralık 2009 Pazartesi

huzur.

en güzel bayram huzurdur,huzur.
huzursak dilimizden balşekeriz.
huzursak gönlümüzden eğileniz.
huzursak elimizden avuçiçiyiz.
huzursak gözlerimizden kara değil elayız.
sadece HUZUR en güzel bayramımızdır..

sevgiyle..

6 Aralık 2009 Pazar

responsibility versus irresponsibility!


yes!
I can do it!

5 Aralık 2009 Cumartesi

wanted!

yeni bir alışkanlığım olsun istiyorum.günlük tutmanın,küçük notlar almamın,blog yazmamın dışında olsun..evet evet farklı olsun!bu yıl artık kendimi "ajanda" kullanma yaşına gelmiş koca bir yetişkin olarak görüyorum..minik seyahat defterimin ya da günlüğümün dışında bir şey olmalı.bildiğin sağlam, kalın kapak, parlak ciltli, klasik baba tarzı değil de daha orjinal işlenmiş bir ajandam olsun!!

2010'a girmeden hemen edinmem gerek..bugün gördüm orjinal bir mekanda..çok da hoştu!bayıldım hatta demeliyim ki çenem düştü!! ama malesef maaş zamanını beklemek zorundayım :( erteledim.. gelecektir alacağım vakit!

gecenin bir yarısı düştü aklıma " ajanda aranıyor!" düşüncesi otrdum bilgisayarın başına.ahan da yazdım! -şiişşştttt!! rahatladın mı yeşocan?
-ohhh beeee!! :D





topuk tıkırtısı

















































hani zaman olur..sıkılır daralırsın..bir kaba sığamazsın da atmak istersin kendini sokaklara..şimdilerde öleyim..atmak istiyorum kendimi sokaklara..yürümek,yürümek,yürümek istiyorum durmadan..ayaklarıma kara sular insin, yorgunluktan bayılcak seviyeye geleyim,ama yürüyeyim..
bugün kendimi kaptım koyverdim..yürüdüm.yürüdüm.yürüdüm.eve geldim ve dinlenme modundayım..kimseler sırnaşmasın lütfen..kapkara bir kedi olup tırnaklarımı çıkarmadan kimseciklere usul usul yolunuza gidin..hayde!

3 Aralık 2009 Perşembe

no pain*


dinlenme modu.sevgiliyle bıdı bıdı mutlu-mesut telefon görüşmesi.sabah uyandığımda beni karşılayan o muhteşem günaydın msjına teşekkür:).kulakta soledad bravo'dan gracias a la vida.sıcak bir oda.bitirilmemiş kitaplar ve elbet okunmayı bekleyen daha onlarcası.yeni çıkan kitaplara heycanla bakmak fakat eldekileri bitirme düşüncesiyle üzülüp geri adım atmak.favorilere yeni takıntıları eklemek.örmekle meşgul olduğum atkıya iki şiş saplayıp ölece bırakmak(bu gidişle bitmicek:).yılbaşı için heyecanla hediyeciklere bakmak..dostlara minik sürprizler hazırlamaya başlamak.ve heycanla çarşı-pazar gezmek istemek :)kumabaraya hergün 1 tl.atmaya devam ederek-yaz tatilinde gidilecek o güzel ege kıyılarının hayalini kurmak.kpss maratonunu hayallerden uzak tutarak gerçekliğin içine hapsetmek.Dost'tan gelen mailden çıkan o şirin resmi bloga koymak ve emeği için gerçekten şükranla teşekkür etmek.anneye minnettar olmak.sevgiliye minnettar olmak.kendi varlığıma minnettar olmak.biraz dertleri arka plana atıp hayatı keyf gözlükleriyle seyretmek ve çok eğlenmek.

2 Aralık 2009 Çarşamba

expectation.



kendimi beklenti dolu bir kavanozun içinde boğulmak üzere bulmaktan bıktım her seferinde..herşey iyi-güzel-hoş derken bir de bakıyorsun yine bir beklentiye kapılıp sonra hayalkırıklığına uğruyorsun..üzül,üzül,üzül,deli gibi üzül dur!neden böle bir yapım var anlamıyorum..neden değiştiremiyorum onu?hep böle mi gidecek bu durum böle?ya da gerçekten beklentilerim çok mu büyük de karşılanamıyor ve ben böle derin hayal kırıklıklarında çırpınıp duruyorum..gerçek bir muammanın tam ortasındayım..sağım muamma solum muamma..sonum hele onu hiç sorma!

inziva dedim sessizlik dedim 1..2..3..tıp! dedim..dedim de ne oldu?gecenin bir yarısına girmeden bir kırgınlık harbi beynimden damarlarımın her kıvrımına akın akın istilaya geçip beni üzmek ve canımı acıtmak adına ne varsa onu yapmak için harekete geçtiler..
-evet!şuan gecenin bir yarısı ve ben mutsuzum!-

it was just a little p.s. but ıt was postponed by tomorrow night!but,I only wanna it for now.no matter how he is falling asleep or something else..the matter is just me!just my hopes!just ma prospects!just upon a time!-sometimes the one waits a light coming toward all of a sudden in a dark night just like me!-

arizona dream'de "in the death car, we are alive.." derken şarkıyı söleyen sayın abimiz,ben kendisinden izin alarak şarkının sözlerini "in the alive car, we are death.." diye değiştirip sölüyorum..durumum budur!

1..2..3..tıp!



uzun soluklu bayram tatili ve gezmelerinden sonra artık iş-güç-konsantrasyon zamanı..bir hafalık eve kapanış ve inzivaya çekiliş süreci başlıyor artık benim için..11 aralık'ta bir aksilik olmadığı sürece Çanakkale'ye gidiyoruz küçükbey'le birlikte.hem zuzu'nun doğumgünü amacı, hem biraz yalnız kalıp keyflenmek..evet evet! yalnızlık ve keyf sürmek!buna hem küçükbey'in hem de bendeniz Yeşocan'ın fazlasıyla ihtiyacı var..hem dostlarımızı özledik..hasret giderme vaktidir bizim için!

kulağa epey heyecanlı geliyor bu plan..ve heycanım içimi kıpır kıpır yaptıkça biriken ve çalışmam gereken konularım, sorumluluklarım, öğrenci-işi ıvırcık zıvırcık işlerim aklıma geliyor..ehh elbet ket vuruluyor heycanıma ister istemez ama 1 haftalık inziva dönemimde eksik fazla herşeyi halletmeye çalışacağım..sonu mutlu bitsin yeter!!

bayramdan yorgun çıktım aslında..arkadaşlarımla vakit geçirmenin dışında..evimiz ve ailemiz kalabalık olunca dolduk taştık ilk 3gün boyu sonrasında biz doldurduk taşırdık sevdiklerimizin evini ocağını :)kalabalık ve neşeliydi ne olursa olsun..uzun bir süre ET KOKUSU duymak istemiyorummmm!! :(

iki satır kelimeyi bir araya getirmekte sıkıntı yaşadığımı hissediyorum nedense?!?
bence keselim daha uzatmadan..inzivamdan arada selam ederim..izninizle..

30 Kasım 2009 Pazartesi

vintage!..vintage!..vintage!




her geçen gün vintage olan eşyalara, elbiselere, takı-tokalara, süslemelere, yazılara, resimlere, ve bunun gibi pek çok şeye olan hayranlığım katbekat artmakta!
hani insanın bir çizgisi vardır..zamanla o çizgiyi farklı süslemeler ve tarzlarla harmanlar fakat yine aslında o çizgide yaşamaya devam eder ya..işte ben de o çizgideyim şimdilerde..tam oturttum artık kendi tarzımı..yeni çıkan modayla harmanlamak da elbette çok hoş ama onun dışına çıkmak hoşuma gitmiyor..nedir bu çizgiler?

elbette ki yıl 1800'lü yıllarından 1900'lü yıllara doğru özellikle de 1900'lü yılların ilk çeyreğinden ortalarına doğru giyim-kuşam-ev-eşya- her alandaki çizgiye hayranlığım dehşetengiz!renkli giyinmeyi de seviyorum..cıvıl cıvıl olmak da çok hoşuma gidiyor ama bunu o zamanla bu zamanı kıyaslayarak yaşamak bana ayrı bir mutluluk veriyor..seviyorum bu tarzı..

yalnız..son zamanlarda benim sevdiğim şeylerden herkeslerde görmeye başlamak acayip sinir ediyor beni:( nedir? herkes bir moda tutturur ondan bıkana yorana sömürüp yalayıp yutana kadar emer emer emer kökünü tadını tuzunu kurutur ya işte bunun da yavaş yavaş kökünü kurutacaklar diye öle çok korkuyorum kiii!!!

herkesin herkes gibi olması kadar sinir bozucu bir durum yok doğrusu!tiki'ler, kokoş'lar, emo'lar, rocker'lar, vintage'lar derken ortalık nedense tek tip (bu sözcük öbeğini kullanrken nedense hemencecik tek bip! diyiveresim geliyor yaa neysem:) insanlarla fıkırfıkır kaynayıveriyor..illet oluyorumm!!

bu sebepten dileğim o dur ki: inşallah bu modayı da emip yutmaz bu çılgın insan topluluğu! nazar boncuğu takıp, hacılara-hocalara gidip okutup üfletip muskalar mı yazıdırsam, yoksam kurşun döktürüp cincin mi çıkartsam, veyahut da elbislerimin üzerine sirke suyu döküp gardrobuma ve odamın 4 bir köşesine sarımsaklar mı assam?
kocakarı işleriyle beyin bulandırmadan yazımı bitireyim barimm..

sevgi ve hürmetle efendim :)











27 Kasım 2009 Cuma

şatodaki çilek sepeti!



bayram geldi. hoşgeldi. sırf adı bayram diye kendimi mutlu hissediyorum. evet bayramları seviyorum lunaparkları, vişneli browniyi, pijamaları, pofuduk terlikleri sevdiğim gibi..hediye almayı ve vermeyi de çok seviyorum..kendimi ve etrafımdakileri de nedenli-nedensiz sevindirmek beni innanılmaz mutlu ediyor..neden böleyim bilemedim ben onu! :)

velhasıl kelam..bugün bayram ve mutlu olmam gerekiyor..ama yeterince değilim nedense..ailem hatta sülalem evlerden dolup dolup taşıyor. kalabalık, mutlu insan yüzleri görmek geçici mutluluklara sürüklüyor olsa da beni dediğim gibi geçici yaa pek etkisi kalmıyor..ben ne idüğü belirsiz bir ruh halinde dolşıyorum ortalarda..

üzerime kabarık kabarık en kabarık çok kabarık bir krem rengi elbise giymek istiyorum şimdi..kocaman bir şatonun kule odasında olmak aynadan yansıyan görüntümü seyretmek istiyorum..zaman bi zahmet 18.yy olsun..ve hemen kuleden karşıda uzanan yemyeşil çayırları ve şırıl şırıl akan nehri göreyim..aynadan gördüğüm yansımama hayran hayran bakarken birden aynanın içinden küçük bir sepet çilek çıksın önüme düşsün..sonra ben çilek manyağı bir blogger olarak hemen uzanıp bir tane çilek alıyorum..kıpkırmızı..üzerindeki siyahcık minikcik noktacıklar öle "ye beni!ye beni!" diyor ki hemen noktacıkların büyüsüne kapılıp hooppp ağzıma atıyorum o lezzetli şeyi..ımmhh..ımmhh..keyfini sürerek yutuyorum o kırmızı meyve harikasını!sonra bişey olur mu acaba? diye düşünüyorum sonradan geliyor aklıma..hoşş gayet normal ölee aynada hayran hayran bakan bir megaloman safdışı bir prensesvari bişey olunca gayet normal :Pbekliyorum..bekliyorum..bekliyorum..havada açılan hemen bir cümlecik bulutunda "loading.." yazıyor ama bişey olduğu yok..ııı ııhh! cık! vs.
sonra ben de önüme konan bir sepet çilek ganimetini yiyip oturmaya devam ediyorum sandalyemde..ne hoş bir 18.yy tablosu değil mi?ama olsun bunu istiyorum!böle vurdumduymaz,tınnnnn!!!,gamsız,böle tuhaf ve saf olmak istiyorum kısa bir süreliğine..keyfini sürmek istiyorum..nasıl bişey acaba diye?


neysem.mutlu, huzurlu, çılgın kalabalıktan uzak güzel bir bayram temennesiyle ahali! :)

25 Kasım 2009 Çarşamba

cici-bici-şeker-şerbet

dost gelir..2gün gebze-eskihisar-darıca üçgeninde gezer dolaşırız..keyfliyizdir, mutluyuzdur..geriye kalan birkaç fotoğraf karesiyle birlikte rahatlık veren bir huzurdur.. :)