11 Nisan 2011 Pazartesi

dikkat menopozlu bir yılın menopozlu bahar aylarındayız!


Mart'ın sevinci ve hevesi kursağımızda kalmışken bir de bu tuhaf hallerini Nisan'a bulaştırdı ya ben en çok da ona üzülüyorum. Nedir bu garip menopozlu haller bir güneş açtırıp ter bastırmalar bir ayaza çalıp soğuktan titretmeler falan. Ayıp yani öyle değil mi? Geçen yıl bu zamanlar çekilmiş fotoğraflara bakıyorum bildiğin tiril tiriliz. Narincecik ılık esen bahar rüzgarlarında salınıyoruz. [ahh romantizm!] Bir de bu zamana bak hele. Hiç yakışmıyor Nisancığım bu haller bir an önce topla kendini uyma sen marta o edepsiz şımarık boşver sen onu kendince davran..hadi güzelim hadi canım hadi.


Bugün daha haftanın başıyken ben sonu gelsin diye nötr moda aldım kendimi. Enerjimi dengeli bir şekilde dağıtıyorum etrafa. Malum cuma akşamı pek kadim dostlarım geliyorlar istanbul'a. Pazar gününe dek biraradayız. Erken bir kutlamayla doğumgünümü kutlayıp maksat muhabbet olsun hasret giderelim keyflenelim istiyoruz. E hal böyle olunca da insana pazartesiden cumaya bir asırmış gibi geliyor. Hoş görmek lazım.

Zaten okuldan ve öğrencilerden bu aralar hiç tad alamıyorum. Geri ve etkili dönütlere gereksinimimiz varken balık bakışlı çocuklarımla gözgöze gelmek beni kahredip umutsuzluk duvarında bir sağa bir sola çarpıp duruyor. Uzak kalayım. Klasik öğretmen tadında dersime gireyim, konumu anlatayım, paramı alayım, çıkayım yapayım. En azından bir hafta etkinlik çılgınlığı içinde kendimi paralamayayım. Hem ben doğumgünü çocuğuyum saygı duy!


Bu akşam gün batımında denizle güneşin öpüştüğü anı utanmadan alelade seyrettim öylece. Deniz her zamanki vakur edasıyla gel-gitler içerisinde salınırken güneş sabahtan akşama dek denize sokulacağı anı kollar gibi usuldan usuldan yaklaşıyordu. Deniz uluortaydı. Güneş utanmazdı. Denize yaklaştıkça yüzünün kızarmasına bakma içinde utançtan zerre kırıntı yoktu. Yavaş yavaş yavaş yavaş derken dudaklarını denize öyle bir dokunduruşu vardı ki bu tabloyu hiçbir canlı tahayyül edemez zihninde öyle ihtişamlıydı ve dudakları bir 5 dk. hiç ayrılmadan öyle kenetli kaldı birbirlerine.

Ahh ne romantizm! -sanırım bu tepkiyi bugün ikinci kez kullanıyorum. Editor uyarısı!-


Doğada güzel şeyler oluyor ve ben de bunlara tanıklık ediyorum mesela cumartesi günü çok sevdiğim bir dostumun nişanı vardı ve ben de naçizane amatör fotoğrafçı modunda hevesle birkaç kare fotoğrafını çektim. [buna özel olarak bir post ayıracağım unutmayayım!] Aynı zamanda doğanın bahara uyanışına ve kıpırdanışına tanık oldum. Minik bir uğur böceğini çektim, yeşermiş çiçeklere durmuş ağaçları, minik yasemin çiçeklerini derken için nasıl huzurla doldu nasıl umutlandı anlatamam. Uyanışım için doğa bana yegane ilaç.mış bunu bir kez daha anladım.

Emirgan Korusunu, Fethipaşayı, Mihrabatı ziyaret etmeyeli epey oldu.

Bir gidip temiz iki soluk alsam iyi olacak.

Siz esen kalın.


p.s. Yukarıdaki güzellik de Paris'ten nasiplenenler grubuna yeni eklenenler arasında. Şirin şey!

4 yorum:

Denizcan dedi ki...

Yeşocan'ım Emirgan, Fethipaşa, Mihribat ziyaretlerine veya herhangi birine beni de eklemezsen.. üzülürüm :)

Damlo dedi ki...

amatörmüş peeeh! o diil de ben otbise binmeden önce güzel güzel gelinler kadar güzel bahar çiçekleri gördüm. bari onları üzmese bahar.

charl dedi ki...

denizle güneş paragrafını 100 kere okudum.. her okuyuşumda farklı anlamlara boğdum, anılarda kayboldum..

müge.

yeşocan* dedi ki...

Denizcanım: Sensiz olmaz sensiz olmaz bir koru gezintisi sensiz o-la-maz diye diye sesleniyorumm :)

Damlocanım: Balkanlardan hain bir soğuk dalgasıyla birlikte şiddetli yağmurlar geliyor o güzel çiçeklerin halini düşünemiyorum ben ://

Mügecim: Doğa değil midir bizi hep bir yerlere alıp götüren?bütün suç onun!-suçlu arayacaksak eğer-