3 Eylül 2011 Cumartesi

life was an illusion..just like the movies.












Eylül geleli 3 gün olmuş. Yazı doya doya yaşayamadan, çoğunlukla ev-içi etkinlikleriyle geçti gitti 2011 yazı. Pek bir anlam ifade etmedi bana. Oysa ki geçen yaz böyle miydi? Ne hareket! Ne üretkenlik yarabbim! Umudum 2012 yazına kaldı. Sen sağ, ben selamet.
Neyse efendim. Bildiğiniz üzre buaralar pek iyi halet-i ruhiyelerde değilim. Gel-git'ler, bir iyi bir kötü ruh halleri, ee malum üzerine bir de klişe bir tabirle sarı sonbahar eklenince içimdeki duygusallık ve hüzün bulutları başımın üzerinde delicesine dans etmeye devam ediyorlar tam gaz. Onları def etme çabasıyla uzaklaşıyorum kendimden, yaşadığım yerden. Sokaklara atıyorum ayaklarımı. Onların götürdüğü yer hep bir deşarj etkisi uyandırıyor zihnimde, bedenimde. Kendime geliyorum az da olsa. Unutmak yaşadıklarımı, acılarımı, sıkıntılarımı, ertelemek ya da ötelemek, bu eylemleri hissetmeme yardımcı oluyor. Ayaklarımız iyi ki var!
Geçen yine Beyoğlu'ndaydım. Kardeşim U. Kuzenim E. ve bendeniz gezdik bol bol da fotoğraf çektik. Sonra Teras/Konak kafeye giderken yolda üç kişiyle tanıştık. Fotoğraflarını çektik ve sonra onlar da bizimle Konak'a geldiler. Bir masa etrafında toplanıp çok uzun bir süre bol bol sohbet ettik. Biri Rus-Marina, diğeri Ermeni-Simon, bir diğeri de Türk-Ceren. Güzel bir tesadüf sonucu arkadaş olduk. Sondan bir önceki fotoyu inretnational bir foto olarak koydum. Çin'li,İngiliz, Rus, Ermeni, Türk. Güzel bir anı olarak kaldı o akşamki rastlantı.
Önümüzdeki günlerde yoğun bir etkinlik ve fotoğraf programı beni bekliyor. Düğün, bir kamyonla yolculuk, ada, deniz, falez şimdilik size sunabileceğim anahtar kelimeler. Dönüşümde fotoğraflarım ve anılarımla bulmacayı birlikte tamamlarız.

Günün sözü:"Kötü şeyleri unutup gördüğüm iyi şeyleri canlı tutmayı başarabilirsem, belki yalnızca iyi şeyler yaşanır."

2 yorum:

zeynep dedi ki...

senin o güzel saçlarının kızılını seviyimmm:)

yeşocan* dedi ki...

ahh canım benim yaa! teşekkür ederim can zeynepimm! :)