26 Şubat 2011 Cumartesi

cirque du soleil..


Hafta başından beri Onur bana cuma akşamı için bir sürprizi olduğundan, okuldan çıkar çıkmaz atlayıp ist.a gelmemden bahsedip duruyordu. Meraklanmadım değil nedir nedir diye ağzı sıkıdır tek bir gram kelime alamadım. Taa ki otogardan beni alıp ön koltuğa koyduğu ken grimwood'un kayboluş isimli kitabının [sil baştan etkileyince aynı taddaki ikinci kitabı da alıp getirmiş buna da ekstra sevindim belirtmeliyim.] arasından ne zamandır merakla gitmek istediğim sirk topluluğu Cique Du Soleil'in bileti çıkıncaya dek!
Ne şaşkınlık!
Ne çığlık ama!
Okuldaki son gün yorgunluğu, yoldaki trafik çilesi, yağmur/fırtına vs. hepsi bir çırpıda uçu uçuverdi.. Beni de aldı göklere çıkardı. Özlemişim böyle güzel sürprizleri ;)

Beynimdeki "sirk" kavramının dışında bir şeyler bulacağımı biliyordum. Konuyla ilgili çıkan haberleri okumuştum olumlu yorumlar ve güzel eleştiriler de alınca epey olumlu bir hissiyatla izledim şovu.
Rengarenk ışık oyunları, sahnenin her bir yanında devam eden farklı olaylar, birbirinden harika kostümler/maskeler, akrobatik hareketler, pandomim gösterileri, seyirciyi de içine alan şirin şovlar, sesler, efektler, sürekli bir hareket, sürekli bir değişim derken insanın tek bir noktaya odaklanamadığı renklerin içinde yanılsamalarla kendinden geçtiği gayet hoş bir şovdu izlediğimiz.
Ben en çok trapez gösterilerini beğendim..Hele ki salıncakta sallanan kadın ve arka fondaki o müthiş ses beni resmen büyüledi.
Yoğun ve yorgun biten günün üzerine afiyetle yenen sütlü tatlı tadında ya da haftasonu içi ideal bir keyf.
Mart ayının 5ine dek gösterileri devam ediyor.
Tavsiye edilir.

p.s. Fotoğraf makinesi yasak olduğundan tek kare fotoğrafım yok telefonla çektiklerim de gerçekten tam bir fiyasko. Bu sebepten görseli gugıl.can'dan arakladım idare edelim saygılar.

Hiç yorum yok: