14 Şubat 2011 Pazartesi

bazen ben.


O kadar çok söz veriyorum ki herkese tutmak için de resmen yırtınırken buluyorum kendimi. Halbuki verme o sözü başta -belki, bakalım, olabilir ama kesin değil,vs.- gibi uçu açık minik cümleler kur ki sonrasında sözünü tutamadığında kendini kötü hissetme. Neyin ne şekilde ne zaman karşına çıkacağını bilmiyorsun sonuçta. Kesinkes konuşup sonunda mahçup olma diğmi ama?

Ben bunu çok yapıyorum ve her zaman olmasa da arada bir verdiğim sözleri tutamıyorum. İşte o vakitler kendimi dünyanın en hayırsız ve en tutarsız insanı ilan ederek kafama bir alt çamaşır geçirip dolaşma cezasını veresim geliyor. Hakediyorum dayağı da terliği de süpürge sapını da.

Bak mesela en basitinden bloğuma pazar günü için bir izmir postu hazırlayıp yayınlayacağım demiştim. Düne bakıyorum var mı post most?
Yok kardeşim neden çünkü dün bilgisayarım bir anda kitlenip kaldığından uzun zamandır erteleyip durduğum format işi için bilgisayar hastanesine yatırıldı eve geldiğinde ise epey geç olmuştu ve ben üşendim yeni bir post yazmaya. Bugün olabilir dedim ama bugün de dişimle ilgili bir pürüz çıktı. Aslında yine uzun vakittir ertelediğim bir dolgu durumum vardı tabii şu an o minik dolgu olayı ihmalkarlığımdan sebep kanal-dolgu-kaplama boyutuna vararak bir günlük iş 10 güne uzadı ya neyse! :/

Doktora gittim okul çıkışı ve yaklaşık 1 saat dişçi koltuğunda ağzımı hiç olmadığı kadar açarak o birbirinden acayip kargacık burgacık aletlerle cebelleştim durdum..Bir türlü uyuşmayan dişime 4 uyuşturucu iğne vurularak inatçı kişiliğimin vücut organlarıma da nasıl bulaşmış olduğunu bir kez daha gördüm ve bunu düşündükçe koltukta acı çeker hallerde içten içe güldüm durdum.
Şu an hala uyuşukluk devam etmekte bu satırları yazarken..
Bu durumum da yeni bir post için yeterli bir bahane gibi duruyor işte.

Velhasıl, eskisi gibi bloğumla titiz bir şekilde ilgilenmiyorum farkındayım.
Önceden olsa eve gelir gelmez bloğumu açar hemen sıcağı sıcağına olayları yazardım. Şimdilerde bir bezgin bekir'lik durum söz konusu. Zira okul-kpss-hastalık-metropol şehrin koşturmacası [bir dakka yaa gebze ne zaman metropol oldu?!?!-ist.a yakın ya ondan böyle düşünüyorum sanırsam] yapılacaklar listemin her geçen gün biraz daha uzayıp gitmesi ve benim zamanla habire bir koşturmaca içinde olmam bunu tetikleyen ana nedenler olarak sıralanabilir.

Bu satırlardan sonra bana daha bir hoşgörülü yaklaşacağın için minnettarım sana sevgili bilok!
Thanks so much :)

Bunca sakız muhabbetine dönüp uzayan ve ele yüze bulaşan post hazırlığı muhabbetini burada bitireyim en güzeli..Belki günün birinde canım ister de bir Smyrna yazısı yazasım gelir belli olmaz..
Ben şimdilik evela kandilimizi ardından da kalpli baloncuklu kırmızılı allı morlu sevgülüler günümüzü kutlarım cümleten..
14 şubatlar kutlanmasa da üzerinde konuşulacak pek çok konu yarattığı için verimli bir malzeme günü benim nezdimde..sırf bu sebeple severim kendisini keratanın!

Happy Valentine's Day!
^^

2 yorum:

Damla'anim dedi ki...

yok biz bence ikimiz birbirimize gayet ucu açık minik küçük sözler verioruz! kızıorum bize!!!

ayrıca rahat ol ben küçük kırmızı kara balıklarını gelip besliorum arada.

yeşocan* dedi ki...

damlocanım sözlerim aklımda fikrimde hiç şüphen olmasın gerçek olcaklar şu kış bitsin bahar gelsin birazcık olar mı? ;)
bir de balıklarıma yem tıklayan parmaklarına sağlık!
bir dolusundan teşekkür kuzimu :)