4 Eylül 2010 Cumartesi

iyisi mi sen kalk gel bana!


annem Ordu'da.
bu gece de ablam ve minikler gidiyor ananelerinin yanına.
ben de pazartesi akşamı çıkıyorum yola.
Onur'un annesi, babası ve arkadaşı ahmet.
Balıkesir'e gidiyoruz.
bayramda da oradayız.
sevdiceğimin yemin töreni var.
bir heyecan bir heyecan bendeki sorma gitsin!
minik minik paketler içinde hediyeler hazırlıyorum..şekerlemeler, kurabiyeler, mektuplar, ve daha onlarca güzel detay.

Onur henüz acemi birlik'te olduğundan sebep ne bir mektup gönderebildim ne de gün içinde sesini özlediğim vakit arayıp konuşabildim. akşamları 5-10 dk. en fazla. o da o ararsa aramazsa konuşmadan geçirdiğim birkaç gün.
içinde olmayan bilemiyormuş bu nasıl bir durum, nasıl bir özlem, nasıl bir bekleyiş ve heyecan..
uzak-yakın farketmiyor "asker ocağı" doğusu/batısı her yerde aynıymış bunu anladım.

[Onur ailemde askere giden ilk kişi değil..abilerim de gittiler..onlar Onur kadar şanslı değillerdi. Hakkari/Mardin/Şırnak/Bitlis/vs. gibi güzelim şehirlerimdi onların gittikleri yerler..Bu yüzden şükürler ediyorum en içteninden. Her sabah uyandığımda aklıma gelen ilk isim için şükrediyorum ve hep kolaylıklar diliyorum.]

Aslında çok çok uzun bir zaman geçmedi üzerinden sadece içimde büyüdü geçen zaman.
Gün itibariyle 23 koca günü geride bıraktık..Abartısız 23 ay gibi geçti zaman. Daha önümüzde 5 ay var. Geçecek elbet, biliyorum. İşe başlayayım daha çabuk geçecek günler. En azından "usta birlik"te sesini özlediğimde arayıp konuşabileceğim. Mektupmania bir kişi olarak yazdığım mektupların biri gidecek biri gelecek. Daha rahat olacağız.
Umutluyum..

Hastayım da bir yandan.
Grip oldum. Kendime yeni yeni geliyorum. 3 gün yataktaydım. Annem de yok yanımda. Kardeşimin hali tam allahlık zaten. O benden bekliyor ben ondan. İlaçlar ve sıkı bir beslenmeyle atlattım ağır halini. Sürekli akan bir burnun dışında birşeycik kalmadı. Onun da tez zamanda eski sağlığına kavuşmasını diliyorum. Yoksa 32lik ruloyu sırf akan burnum için harcamak zorunda kalıcam.

Hayat akışında ilerliyor.
Yazmaktan ziyade okumaya ağırlık verdiğim bir dönemdeyim bunu görüyorum.
İzliyorum, takip ediyorum, yorumluyorum, etrafımda dönen olaylara karşı hastalığıma inat gayet ilgiliyim.
Çok düşünüyorum ve de.
Bu yüzden saçlarımda beyazlar çıkmış, üzüldüm. Amma "yapcek bişi yok" diyorum.
Palette tarçın bakır imdadıma yetişir benim, beyazlarımla başbaşa bırakmaz beni vefakar dostum!

En çok da pazartesi gecesi gelsin diye bekliyorum.
O'nu deli gibi özledim.
Kavuşmak elzem oldu.
hadi bakalım!
sıradaki parça da O'na gelsin, asker kıyağı geçeyim Küçükbey'e..


4 yorum:

zeynep dedi ki...

nekadar iyi anlıyorum seni yeşimm.. ben sık sık mektup yazardım:) çok da alırdım, uzun mektuplar telefonda konuşmalardan daha içli daha özel, belki de çok daha kıymetli..
sesini duymaktan daha özlem gidericiydi yazısına dokunmak, ama sonra bitti geçti gitti..
sizin de bitecek inşallah..bu arada çok geçmiş olsuncanm benim..
unutmadan eğer eylül sonuna doğru İstanbuldaysan buluşmamıza sen de gel olmaz mı..
öperim çokçok..

Damlo dedi ki...

geçmiş olsun çoook! ve hayırlı teskereler eniştaaya :)

Yurdanur dedi ki...

Çok geçmiş olsun..Bayramınızı şimdiden kutluyorum

yeşocan* dedi ki...

zeynepcim bana bu buluşma hakkında bir mail atar mısın?
senin bloga giremiyorum html sorun çıkarıyor :(