14 Eylül 2010 Salı

ufak ufak.

Maddi&manevi epey yoğun günler yaşıyorum.
Dostum sevtap'ın aşk hayatındaki inişli çıkışlı olaylara tanık olmak ve berbat bir psikolojide olan dostuma tam teşekküllü destek olmaya çalışmak, nedenleri-niçinleri-nasılları bu kadar fazla kafasına takan bir kişi için rehberlik hizmetinin en sağlamını yapmaya çalışmak ve yine aynı konuyu 1 aydır her telefon görüşmemizde (ki bir telefon görüşmemiz en az 1 saat sürüyor) dönüp dolaşıp aynı detayları, aynı olur yönleri ya da olumsuzluklarıyla ele almak, karara bağlamak, ne olacak diye beklemek vs. derken kafam çok karıştı.

Bir de tabii iş.sizlik durumum var.
Bir yerlere gidip geliyorum.
Bir yerler bana geri dönüyor sonra beni görüşmeye çağırıyor sonra ben süslenip püslenip hazırlık yapıp gidiyorum sonra biz size "sonra" geri döneceğiz diye posta koyuluyorum derken tek sağlam ümidimin yarın açıklanması beklenen "gariban" diye nitelediğim -ücretli öğretmenlik- başvurusu/sonucu olduğunu görüyorum.
Küçümsediğimden değil ücretli'ye gariban sıfatını yakıştırmam bilakis öğretmenliğe giriş babında bana iyi bir tecrübe olacağına inanıyorum lakin aynı emeği harcayıp aynı özveriyi ve sabrı öğrencilere gösterip saat başı 7 tl. alacak olmak bana çok koyuyor.
Zaten toplamda maksimum 30 saat dersimiz var ücretliler olarak bu da her ay bir çeşit aksamalara neden oluyor derken taş çatlasın elime geçecek olan para 750-800 o da her ay düzenli gidersek.. Ara tatillerde, bayramlarda seyranlarda, yapılan her türlü faaliyetin okul prog. aksattığı durumlarda o alacağımız 750-800 lira şak diye kesintiye uğrayacak ve ücretli çalışan pek çok arkadaşımın deneyimlerinden öğrendiğim kadarıyla aylık ortalama 600 lira geçecek elime.
Şimdi ortaya para mevzusunu atmam benim paragöz bir kiş olduğum anlamına gelmesin lütfen. Asla ve asla paraya önem vermem ki bu konu hakkında geçen zamanlarda uzun bir yazı yazmıştım tekrar etmek istemiyorum aynı düşünceleri.

Ortalama bir geçim için (hobilerden, gezmelerden tozmalardan, ve bilumum kültürel/sanatsal faaliyetlerden uzak) belki yeterli sayılabilir bu para. Asla azımsamam zaten ama bu ikinci sınıf öğretmen muamelesi benim canımı çok fena sıkacak bunu da belirtmeden geçemem.
Bir yerlerden başlamam gerektiğinin de fazlasıyla bilincinde olan biri olarak artık az-çok farketmeyecek ve ben 20 eylül'de ders zili çalımıyla birlikte iş başı yapmış olacağım.
Dileğim evime çok uzak bir yere vermesinler okulu bari de aldığım parayı yola yatırmayayım.

Bunun dışında ailevi fikir çatışmalarımız da artık dizboyu oldu.
Bunu bugüne dek paylaşmadım hiç. Şu vakitten sonra da paylaşmayı düşünmüyorum ama istiyorum yanımda/yöremde aynı hayatı paylaştığım kişilerle aynı noktadan bakabilsek keşke hayata!
Onlar da benim gibi düşünsün benim gibi görsün ya da benim gibi yaşasın demiyorum.
Taban tabana zıt görüşler ve düşünceler olmasın.
Ama bu biraz zor.
En güzeli son zamanlarda aldığım istikrarlı bir karar neticesinde şöyle ki; görmezden gelmek ve herkesi kendi yaşam alanında bırakmak tüm düşünsel yalınlığıyla hem de.

Deşildiğinde oluk oluk irin akacak yaralarım var benim de!
Herşey elbette dışarıdan göründüğü üzre hiç birimiz için güllük-gülistanlık değil.
Hayatın zorluğunu ve cilveli oyunlarını biliyoruz buna göre ayağı denk almak gerektiğini düşünüyorum ve elbet artık daha gerçekçi yanım ortaya çıkmaya başlıyor. Buna da daha olgun bir perspektiften bakıp, gerçekten bunun böyle olduğuna tanık olmak beni gerçek manada mutlu ediyor.
Çünkü ancak bu şekilde bu acımasız dünyayı altedebileceğime inanıyorum.

Neyse.
Bugün dostlarım nazo,gülüş ve katya'yla oldukça spontane gelişen bir kahvaltıda buluştuk.
Ardından benim Gebze'de bir iş görüşmem vardı oraya gittim. Perşembe günü tekrar çağırdılar umarım olumlu bir yanıt alabilirim.
Gebze'nin ilk avm'si açıldı buarada.
3 eylül'de nihayet "çakma gebzeliler" olarak Gebze center'ımıza kavuştuk nas-sıl mes'udum anlatamam.
Kendi içinde küçük bir -abazistan- krallığı olması benim bugün ilk kez kendisini gidip görmeme engel olamadı pek tabii.
Ne beklenebilirdi ki zaten?!
Bu açılışa dair en sevindiğim nokta şu ki; artık Gebze'de bir sinema salonu var yihh-huu!!
Pendik-Kartal köşelerinden sürünmekten kurtulduk daha ne olsun!
Tüm Gebze halkı adına bir kez daha teşekkürler size!

Eve geleli yaklaşık olarak 26dk. oldu.
Birazdan minik kardeşceğezim işten gelecek ve ben de bir 14dk. sonra mutfağa girip "yeşocan küçük anne" modunda yemek hazırlamaya koyulacağım.
Sonra da Onurcuğumun telefonunu bekleyip, bir 16-19dk. arası bıdı.bıdı konuşacağım ve ardından okumakta biraz geciktiğim Murathan Mungan'ın Yüksek Topuklar isimli kitabına gömüleceğim.
Fec'i sürükleyici gidiyor bitirmem lazım. Elimi gıdıklıyor kendisini bir an evvel okuyup bitirmem için. Bekletmemeliyim!

Yarın da yine kızlarlayız.
Optimum'a gidip mango ve koton başta olmak üzere pek çok fiyakalı markanın outletlerini talan etmeyi planlıyoruz.
İşe başlayacağız bugün-yarın.
Biraz klasik kılık kıyafetlere gömülmek lazım!
Outlet'leri tercih etmek önceliğimdir..
Malum halen çalışmayan sınıftanız.
Gelmez bize öyle sezon mezon.
Fazla konuştuğumu hissediyor, bu postun oturumunu da burada kapatıyorum!
İyi akşamlar cümleten!



Bugün de böyleydim işte.
[yalnız "bugün ne giydim"li bir resim oldu gibi haa!Neyse sen yine de idare et blog! :]

2 yorum:

zeynep dedi ki...

ücretli öğretmenlikle ilgili çok haklısın canım..aynı işi yapan, aynı yorgunluğu çeken iki insanı maaşla sınamak neden..

yeşocan* dedi ki...

sonumuz hayırlı olsun canım ne diyelim :S