24 Mart 2016 Perşembe

dolunay.



Dünden beri içim bir sıkılıyor bir sıkılıyor ki sorma. 
Okulda en yorulduğum gün perşembe. Bugün ilaveten sabah Neva'yı Nunu'ya bıraktım kendisi eve gelmedi. Ekstra işlerim çok olduğu için tam gün baktı. Sonrasında çarşıya çıktım. Okuldan arkadaşımın doğumgünü vardı onun için hediye ve pasta aldım. Spora kaldığım yerden devam etmeye başladım. Bunun için tayt falan baktım kendime. Koştur koştur okula saat 12deki dersime yetiştim. Tüm gün dersten sonra resim ve ingilizce panolarını hazırladım. Küçükbey Nevoşkamı almış okula beni almaya gelmişler. Birlikte eve döndük. Küçükbey bu akşam basketbol maçına gidecekti arkadaşlarıyla. Maç saat 8deydi ve biz eve 5 te gelmiştik. Beraber yemek yer biraz ben dinlerken o Nevamla ilgilenir diye hayaller kurarken iş yerinden arkadaşları yemeğe gidiyorlarmış onu da çağırdılar. Ee tabii o da gitti. Nevamla kaldık başbaşa. 
Okuldan arkadaşım A. aynı zamanda tatlı komşum bugün hastalanmış, okula gelmemişti. Biz de Nevamla yemek yiyecektik. Dedim dur hemen ona bir paket yapayım. Ne yiyorsam ona da birer tabak hazırlayıp kızımla götürdük. Sonra eve geldik. Yemek yedik. Nevam etrafta oyun oynamaya başladı. Ben de sabahki dağınıklığı toparladım. Gardrobumu düzenledim. Nevanın sonu gelmez talepleriyle baş etmeye çalıştım derken yorgunluğumun üzerine 2 kat yorgunluk daha bindi. Sabah 8:37 de kalktım yataktan. An itibariyle oturdum bilgisayarın başına. Saat 22:20.
Aslına bakarsan yapacak bir sürü işim daha var. Makineler çalıştırılacak, yatak odada yarım kalan dolap toparlama işim tamamlanacak, elim yüzüm yıkanacak. Bilgisayarı açmamın sebebi uzaktan kuzenim Y.nin ödevi varmış. Online kaydedilip sisteme yüklenecekmiş ona yardım etmek için. Yoksa yarım yamalak işlerim devam ederken açmam bilgisayar falan. Blog da ne oluyor? Hele ki oturup yazmak.
Sıkılıyorum çok bugünlerde.
Nevamla da anlaşamıyoruz pek.
İnatçı, gergin ve sinirli.
Aynadaki yansımamı görüyorum şu an onda..Farkımız içimdeki sıkıntıyı, gerginliği, bir yere sığamama ruh halini ona davranış olarak yansıtmamaya çalışıyorum. O çatal kaşıkları fırlatıyor, kendini koltuktan yataktan küt! diye yere atıyor, bezini ya da kıyafetlerini değiştirirken tekmeler atıyor derken sabır kotamı fazlasıyla zorluyorum.
Dolunay varmış bir de.
Tüm bu yaşadıklarımdan sonra dolunayı duyunca sebebini anlıyorum aslına bakarsan.
Diyorum kendime evrenden geliyor bu haller çok takma.
Çok sıkılırsan bas git uzaklaş bir saat derin nefes ala ala yürü gel geri.
Ama döndüğümde de pek iyileşeceğimi sanmıyorum ya neyse.

Bundan sonra böyle gün içinde ne yaptım ettim arada girip yazıcam.
Atıyorum bütün gerginliği yeminlen.
Bilgisayar başına oturduğum zamanki stres eridi gitti kelimelerle..
Hadi o zaman işe kaldığım yerden devam edeyim.
Hazır Nevoşkam (zaar zoor) gece uykusuna yatmışkeni ortalık sessiz sakinken :)

19 Mart 2016 Cumartesi

zor zamanlardayız ve hepimiz nefret doluyuz!



Çocuğumu düşünüyorum. Onunla sahile ya da bir parka yürüyüşe çıktığımda herhangi bir canlı bomba saldırısına uğrar mıyım? Onu nasıl koruyabilirim? Can güvenliğimizi nasıl sağlayabilirim? diye diye kafayı yiyorum. Türkiye hiç bu kadar zor ve kötü bir durumda bırakılmamıştı. İçten ve dıştan bunca tehditle biz ülke vatandaşlarının güvenliği bunca hiçe sayılmamıştı. Anlatacak söyleyecek haykıracak o kadar nefret birikti ki içimde! Eli kolu bağlı bir şekilde korkakça evlerimizde oturmaya zorlandığımız için, sokaklarımızın artık her geçen gün kan gölüne boyanmasından duyduğumuz endişe ve tedirginlik için, ses çıkaramadığımız için, bastırıldığımız/ sindirildiğimiz/ özgürlüğümüzün şeffaf kelepçelerle bileklerimizden ayaklarımızdan bağlandığı için yazıklar olsun bize, insanlığımıza!

Çocuğum var, geleceğim var, umudum var benim!
ve benim çocuğumun güvenliğini sağlayacak adam gibi bir ülkem yok!
Yazıklar olsun milyon kere! :(

not: Televizyon başındayım şu an. Nevayı uyuttum ve geldim bilgisayarı açtım. Twitter, facebook, instagram kanallarına erişim yok. İstiklal Caddesinde yeni bir canlı bomba saldırısı oldu. An itibariyle 5 ölü 37 yaralı. Geçen hafta Ankara patlaması 37 ölü yüzlerce yaralı. Daha geri bir tarihe gidemiyorum zira bu kaçıncı! Bir ülkedeki istihbaratın bunca başarısız bunca rezil bunca rüsva olmasını aklım almıyor..Hele ki o istihbarat örgütüne mensup kişilerin yüzleri kızarmadan hala bu görevleri nasıl icra ettiklerini hiç almıyor!
çok öfkeliyim, çok üzgünüm.
çok çok çok çok çooooookkk!!! :(((

3 Mart 2016 Perşembe

yeni baharın ilk yazısı.

Saat olmuş 12. Ben gece yarısı klavyenin başındayım. Var olan onlarca işimden birkaçına şöyle azar azar bakıp yarım yamalak hallettim. Tam kapatıcam Neva ağladı. Gittim emzirdim. ( 20,5 aylık ve hala emiyor evet!) Döndüm açık pencereleri kapatıp öyle kapatayım bilgisayarı. Gmail hesabımı görünce dedim gel bir bloğa bak belki içinden gelir iki satır yazarsın. Sabah erkenden kalkıcam. 7 saat dersim var aralarla beraber 10 saat okuldayım. Gözümde büyüyor şu an. Aklım yatak ve uykuda. Yüreğim satırlarda yazsam da yazsam diyor. Ama ben ikisinin de kalbini kırmadan buraya içinde bulunduğum şu anı anlatıp gidiyorum yatağa.

Mart sonu başlayacak ve Mayıs'ın sonuna dek devam edecek olan ekstra yoğun düğün çekim programlarım/23 Nisan gösteri grubum/Nevamın kabına sığmaz enerjisiyle dolu günleri düşünmezsek her şey çok şükür yolunda sayılır :)
Önce şükür sonra derin nefes al ver.
İşte bu kadar basit her şey! :)

Bilgisayarda fotoğraf işlerken 12 Aralık'ta güzel dostum Seyhanımın nişanındaki şu harika fotoyu paylaşayım da 2016 baharının ilk yazısına geri dönüp baktıkça yüzümde koccaman bir tebessüm oluşsun :))


31 Aralık 2015 Perşembe

2015in son demi, 2016ya merhaba yazısı!

Merhabalar sevgili bloğum..
Her geçen yıl daha da azalan yazılarımla tekrardan merhaba kadim dostum..
Uzun aralar, sessizlikler yakışmıyor benim gibi birine ama artık eskisi gibi de değil hayat malesef!
Artık işim ve eşim dışında bir de annelik görevim var ki bu görev inan bana hayatım boyunca üstlendiğim en zorlu, en sabırlı, en vefakar, en fedakar, en özverili görev! Bu sebeple hayatımda pek çok şeyi erteleyip ikinci plana attığım gibi elbette seni de fazlasıyla ihmal ettim..
Keşke biraz daha zorlayıp daha çok yazsam daha çok paylaşsam demiyor değilim her sayfama girdiğimde.. Ama bu da bir konsantrasyon ve emek sayfası neticede.. Zamansızlıktan, hep uykulu yorgunluklardan erteliyorum paylaşımları..
Hayatımızda kısa paylaşım alanlarımız çoğaldı.. Instagram, facebook, twitter vs. Buralardaki kısa sözler, anlık fotoğraf paylaşımları uzun soluklu ve bol paylaşımlı blog dünyasını malesef gölgede bıraktı.. Ben de bunu yapanlardanım.. Her seferinde söz verdiğim halde yine yapamıyorum sözüm de duramıyorum.. Arada uğrayıp yazmak şimdilerde yapabildiğim tek şey!
Hazır gece Nevam uyuyorken, yılın son gününe dk.lar kalmışken ve dışarıda lapa lapa harikulade bir kar yağıyorken herkesler ig/facebook sayfalarında çılgınlar gibi paylaşım yapıyorken ben de bloğuma yazayım dedim..Asıl amacım 2015 i değerlendirmek ve 2016 için her yıl yaptığım gibi bir dizi sözler verip bunları yazıya dökmek..

2015 yılı benim için hayatımın en zorlu yıllarından biri oldu!
Daha önce tecrübe etmediğim anneliğimi pekiştirdiğim, bebeğimin büyümesiyle hayatın nasıl daha fazla zorlaştığının, hem bedenen hem de ruhen nasıl daha fazla yıprandığımın yılıydı diyebilirim..
Şükür ediyorum bir yandan(hatta dilimden hiç düşürmüyorum) büyük bir sağlık problemi yaşamadık, acı kayıplarımız(aile babında) olmadı, hayatımız rayında gitti, sıkılmadık, Türkiye ve dünya ortalamasına göre çoookk çookk iyi bir hayat yaşadık elbette.. İnsan bazı durumları sadece kendine yontuyor.. Hayatımın herhangi bir evresi bu kadar sabırlı geçmedi bunu biliyorum ama..
Ülkem adına berbat bir yıl geçirdik, hala geçirmeye devam ediyoruz.
Tahminler 2016nın daha da kötü olacağını söylüyor, korkuyorum..
Sonumuz için dualar ediyorum..
2016 yılından aşırı büyük beklentilerim yok bunun için..
Öncelikle barış ve huzur dolu bir ülke istiyorum..
Biz bu barış ve huzur ortamında hayatımızı zaten sağlık da olursa yanımızda mis gibi idame ettiririz..
Sonrasında insanlığımıza biraz daha anlayış, sabır, vicdan, merhamet ve iyi niyet diliyorum..
Toplum olarak ciddi anlamda diplerde yaşıyoruz çünkü, çöküşteyiz!
Okulumda, öğrencilerim ve velilerimde, aile çevremde, apartmanımda, sağımda solumda o kadar çok tanık oluyorum ki bu çöküşe! Gerçekten psikolojisi sağlamlaşmış, kitap okuma sayısını artırmış, kafasını akıllı telefonlarından kaldırmış bir insan topluluğuna özlem duyuyorum..
Bu yıl bunun farkındalığının daha da artmasını diliyorum!

Nevamla bu yıl daha keyifli zamanlarım olsun istiyorum!
2015 in ilk yarısı bizler için fevkalade keyifliydi.. Benim okula Şubat ayında başlamamla biraz dengelerimiz bozulsa da uzun çalışma saatlerim olmadığı için kolaylıkla uyum sağladık bu sürece.. İlk adımlar, yürümeye başlama dönemi ve hemen ardından peşpeşe gelen minik dişler sebebiyle yaz tatiline kabus gibi girdik.. Çok hızlı ilerledi her şey! Böyle olunca ne Nevam ne de biz uyum sağlayamadık bu olanlara.. Sabrın alasını göstermemize rağmen birbirimize, pek çok zaman patlamalar yaşadık.. Eylül'de yeni okul dönemiyle Nevamızdaki huysuzluklar zirvedeydi.. O zamandan bu zamana pek toparlayamadık.. Çok çaba sarfediyorum ona ayak uydurmak adına.. Yaşağımız şehrin birtakım zorlukları karşısında yıldığımı hissediyorum mesela.. Park alanlarının azlığı, anne-bebek için çok alternatifli etkinlik merkezlerinin pek çoğunun hep elit semtlerde ve yüksek fiyatlarda konuşlanmış olmaları (1 saatlik etkinlik için 100lira vermek gibi) yeşil alanların merkeze uzaklığı(Belgrad en yakımızdaki ormanlık alan, özel araçla yarım saat, otobüsle gidemiyorsun!) her yerin saçma sapan avm'lerle dolu olması ve bu yerlerde bebek bakım odalarının iki kişinin bebek bakımı yapabilmesine uygun olmaması, ve daha onlarca şey!
Nevamız çok hareketli bir bebek..
Koşsun, zıplasın, keşfetsin her yeri bırak!
İstanbul'da- iyi bir yerde yaşamıyorsan ( Gaziosmanpaşa=en büyük 3.ilçe)- malesef kendini doğaya çok sık salamıyorsun.. Bu yıl yeşilliğin daha da arttığı/ anne-bebek-çocukların daha fazla önemsenerek onlara uygun mekanların, aktivitelerin, alanların, kolaylıkların sağlandığı yerlerin yapıldığı bir sene olsun ki biz de daha rahat olabilelim!

Zaman geçtikçe daha fazla doğaya/ekolojiye/yerli üretime/eski zamanlardaki insanların yaşam alışkanlıklarına/içsel huzura/inançlı yaşama merak salıyorum..ve araştırmalarımı, okumalarımı, sohbetlerimi bu konu üzerinde yoğunlaştırıyorum.. 2015 son aylarında özellikle bu merakım daha da büyüdü, 2016 da bu alanda kendi adıma neler yapabileceğimi kanıtladığım bir yıl olsun istiyorum..
Eğitim, annelik, çocuğumu anlama, fotoğraf, yemek, kendin yap kendin pişir, yoga, sağlıklı beslenme ve daha da büyüyen merak alanımla dolu dolu bir 2016 olsun inşallah!

Harekete geçmek gerekiyor..
Aman deyip boşvermemek lazım..
Üretmeye, yazmaya, daha fazla fotoğrafa yönelmeye, düşünmeye ve bunları ürüne dökmeye daha fazla zaman ayırmalı..
Üretken bir yıl olsun inşallah 2016!
Sadece 9 blog yazısı değil en az 99 blog yazısı girdiğim bir yıl olsun:)

Sevdiğimiz insanların yanıbaşımızdan eksilmediği, sağlıkla, huzurla, keyifle her geçen günün anlamını keşfederek yaşayacağımız mutlu bir yıl olsun 2016!
Güzel yarınlarımız olsun..
Umudumuz eksilmesin..
Sevgiyle, umutla!

photo: Instagram da yılın en çok beğenilen 9 fotoğrafını seçtim.. Yılın son yazısına da bu fotoğraf yakışırdı zaten :) Nevamızın varlığı sonsuz olsun! Gülen yanım, biricik Kızım benim :)





12 Kasım 2015 Perşembe

written in tears.



Kendimi bir hayvanla özdeşleştirmem gerekirse (ki gerekmiyor ben öyle hissediyorum!) son günlerde hep bir ahtapot gibi olduğumu düşünüyorum. Her şeye el atmaya çalışan, her şeyi yarım yamalak yapan, randevuları erteleyen, planları planladığı gibi yapamayan, birikmiş işleri hep ertesi güne savsaklayan, hep yorgun, az neşeli, çok uykusuz..
Darmadağın bir hayatın içinde çırpınan kolları boynuna dolanıp sıkan ve boğulmak üzere olan bir ahtapottan ne farkım var ki!
İyi bir insan, verimli bir anne, çalışkan bir öğretmen ve özverili bir eş..
bunların arasında sağlıklı Yeşim nerede peki?
Kadın olmanın ağırlığı, kadın olmanın sorumluluğu, kadın olmanın zorluğu..
Bir gün iyi çok gün kötü..
Ne zaman düzelecek bu kısır döngü?!
:(


fotoğraf Nisan 2015.

21 Ekim 2015 Çarşamba

es.

Tam blog yazısı için bilgisayar başına oturduğum an Neva yan odada gece uykusundan uyanır ve cümleler başlamadan biter :)

28 Ağustos 2015 Cuma

yaz biterken..

Sene 2015. Mevsimlerden yaz. Aylardan Temmuz. Aşağıda görünen minnoş kızım arkadaşı Cemre'nin Tekirdağ'daki doğumgünü kutlamasında.. Fotoğrafın şeceresi olsun bu açıklama. Boncuk gözlerinden öperim seni güleç yüzlüm, biriciğim, Nevam!




Yorucu geçen bir yaz tatiliydi.. İş yapmaktan değil yorgunluğumuz miskinlikten. Arada kaçıp uzaklaşmaktan bu miskinlikten. Tatile çıkıp dönmekten. Yol katetmekten. Nevamızın peşinde bir o yana bir bu yana koşturmaktan. Yeni sezona hazırlanmaktan. Derken Eylül'ün kapıya dayanması bile başlı başına bir yorgunluk hissiyatı değil mi? Şanslıyız ki tatilimiz 1 hafta bonusla uzadı.. Bayram öncesi ve sonrası derken cepte ekstradan bir 15 günümüz var.. Eylül'den korkmaya gerek yok.. Ekim'e erteleyelim korkuları :)

Ramazan ayının yaz mevsiminde yaşanıyor olması biz oruç tutanlar için koskoca 1 ay bir yere kıpırdayamamak anlamına geliyor. Sonrası bayram telaşı, dostlarımızın düğünü derneği, tatil derken cidden bir şey anlamadan bir koca yaz mevsimini daha deviriyoruz.. Son günlerinden yakalayıp tutmalı iki satır not etmeli.. Sonbahar başlamadan yaz sıcağından bir fotoğraf paylaşmalı dedim..

Nevamız full  enerjik maşallah!
Kıpır kıpır minik boncuk..
Şu an tam 14 ay, 8 günlük..
Yaşını devireli 2 ayı geçmiş..
Ne hız aman Allahım!
Doya doya yaşamak istiyorum onunla her anı..
Büyümesini seyretmek muhteşem bir şey!
Büyüdükçe katmerlenen sevgiye ne demeli pekala?!
Daim olsun, sonsuz olsun..
Çok yaşasın, sağlıkla mutlulukla!

Yoğun bir döneme girmekteyim aslında..
Yaz tatili boyunca durağan olan fotoğraf çekimlerim Ağustos sonuyla birlikte ani bir uçuşa geçti..Her hafta sonuna denk gelecek şekilde bir çekim programım var..
Okulların açılması bu yıl 1 hafta ertelendi ama biz 1 Eylül'de yine iş başı yapıyoruz tabii.. Seminerlerimiz başlıyor.. Arada ufak bir mola olacak ama hemen ardından tam gaz yeni eğitim/öğretim yılımız başlayacak..Bu tempoya nasıl ayak uyduracağımı şu an bilmiyorum..Elbette bir yerden başlayacağız lakin insan tereddüt ediyor, panik oluyor, korkuyor..
Başta sağlık, direnç, sabır ve güç diliyorum elbette!
ve sonra yarın Nevamı babasına emanet edip Burdur'a fotoğraf çekimine gidiyorum..
İçimdeki duyguları tarif edemem..
Nevamdan 1 yıldır hiçbir gece ayrılmadım..
Bu ayrılık ikimizi nasıl etkileyecek merak içindeyim..
Ben bir haftadır kızıma sarılıp sarılıp ağlıyorum orası bir kesin..
Beni hala emmeye devam eden biriciğim ne yapacak yokluğumda ahh!
Bunun da üstesinden geleceğiz..
Hayırlısıyla gidip dönmek nasip olsun kızıma yeter!

Böyle daldan dala geçişler yaparak yazdığım bir yazı olsa da ses etmek iyidir iyi :)

9 Temmuz 2015 Perşembe

Sen Çok Yaşa Boncuk Nevam! :)




Biricik kızımız Nevamız dünya üzerindeki 1 yılını koşturmalı, keşifli, çığlıklı, baba'lı mama'lı, diskolu ve daha yüzlerce mini minicik öğrenme adımlarıyla doldurdu.. Anneliğimin ilk 1 yılını başarı ve mutlulukla tamamladığımı da belirtmeden geçemicem :) Çok şükür her şey yolundaydı bu bir sene içinde. Birkaç kez bronşit ve soğuk algınlığı dışında çok aşırı zorlandığımız bir süreç olmadı Nevayla.. Ona uyum sağladık, planlarımızı, gezmelerimizi, pek çok şeyimizi ona göre yaptık.. O da bizimle yaşamaya uyum sağladı.. Birlikte yaptığımız her şey artık biz oldu.. Zor yönleri de vardı kolay yönleri de.. Her şeyden evvel onun dünyayı tanımaya çalışan küçücük bir insan yavrusu olduğu düşüncesiyle hareket ettik hep.. Kimi zaman zorlandık ama kendimizi toparlamayı gayet iyi bildik.. Özellikle de bir anne olarak ne kadar güçlü bir insan, kadın olduğumu Nevayla anladım.. ve her anneye teşekkür ettim, şükrettim dünyadaki varlıkları için..
Neva çok başka bir dünya!
Neva çok başka bir duygu!
Neva çok başka bir insan!
Onu çok çok seviyoruz..
ve hep dua ediyorum Rabbim onun eksikliğini yaşatmasın bize, hep var olsun ve çok yaşasın diye!
Amin.

Tam bir yaz bebeği benim kızım.. Geçen yıl serin ve bulutlu bir Hazirandı doğduğu gün.. Bu yıl bilakis muazzam bir sıcak ve tatlı tatlı esen rüzgarda kutladık doğumgününü.. Ramazan ayının ilk haftasına denk geldi bu özel gün. Bizler de tüm sevdiklerimize uysun ( oruç tutan/tutmayan herkes için) diye bir hafta evvelinden erkencecik kutladık yeni yaşını..14 Haziran Pazar gününe denk geldi. Evimizin önündeki çamlık parkta kendi çapımızda sevimli ve samimi bir alan yaptık.. Sandalyeler getirttik süslemeler yaptık.. Herkes keyifle çayırlara yayıldı.. Sohbet muhabbet keyifli bir kutlama oldu bizler için.. 20 Haziran cumartesi günü de gidip kızımıza doğumgünü hediyesini aldık (Oto koltuğu ve baston puset :) Fatih Saraçhane'de kırlarda çıplak ayak koşturduk oynadık.. Kemerlerde hatıra fotoğrafı çektirdik.. Gösterişten ziyade anlamı özel bir kutlama oldu bizler için..Gösteriş diyorum zira günümüzde (2010 lu yıllar) her şey fevkalade gösterişli ve ticari amaç güdüyor.. Az ve öz, birilerine bir şeyleri kanıtlamaya çalışmaktan çok hatırda güzel kalsın dediğimiz incelikleri olan bir etkinlik daha güzel geliyor bize.. İlk yaş günü olmasının da katkısı büyük tabii.. Her şeyi sade ve özenli yaşamak daha anlamlı aslında zaman geçtikçe.. Hoş bu hep böyle oldu bugüne dek.. Velhasıl, sevdiklerimizle güldüğümüz, yiyip içtiğimiz, Nevamızın parkta çılgın çığlıklar atarak eğlendiği güzel bir günden geriye birkaç güzel fotoğraf kaldı.. Terzi yine kendi söküğünü dikemese de Nevamın bir tane fotoğrafı olsun yeter dediğim bir çekimden geriye kalanları paylaşıyorum biraz geç olsa da :)










Birlikte nice güzel senelerimizi yaşlarımızı kutlayalım Canım Nevam! Seni çok seviyorum :)

8 Mayıs 2015 Cuma

tiring May, welcome!



Mayıs ayı yoğun geldi..Tatille geldi ama bir sürü işi gücü de peşinde sürükledi desem yalan olmaz..
Defter, notlar, kalem, planlar, eksikler, yapılacaklar, minimalist olma çabaları, fazlalıklardan kurtulmak için yapılacaklar listesi, Neva'mın yaklaşan doğumgünü hazırlıkları, badana boya işleri, bahar temizliği ve daha hatırlamadığım bir sürü şey!
Gözümde büyüyor hepsi. Ama bir yerden de başlamak zorundayız.. Not alarak, planlayarak, hesaplayarak yapmamız lazım ama.. Çok iş olunca nereden başlamam gerektiğini yazarak belirlemem lazım. Artık eskisi gibi aklımda tutamıyorum her şeyi. Anne olduktan sonra kafam binbeşyüz parçaya bölünüyor. Ve evet bunu unutmamalıyım dediğim şeyi bir saat geçtikten sonra bakmışım ki unutmuşum.. Sürekli notlar tutmak zorunda kalıyorum.
Hevesle başladığım birçok şeyi tamamlayamıyorum. Yarım bıraktığım işlerden de utanıyorum. Bu akşam yapacağım dediğim işlerim yorgunluktan ve uykusuzluktan ertesi güne, ertesi güne ve sonraki ertesi güne kalmış.. Evde yardımcım yok. Her işe kendim yetmeye çabalıyorum. Annem Neva'ma bakma konusunda yorgunluğumu hafifletiyor ve sağolsun/varolsun yemeğimi az çok da olsa ev işlerime yardımcı oluyor.. Ama insanın düzeni kendinden soruluyor bu yüzden tamamlayıcı olan kişi ben oluyorum. Ee bir yandan da okul ve okul işlerim olunca ahtapot gibi hissediyorum kendimi. Bir anda bin parçaya bölünmek diye buna diyorum. Şikayet değil ama yorgunluk bahsettiğim şey. Ciddi anlamda yorgunum. İyi hissetmeye çabalıyorum kendimi. Ufak tefek bakımlar, bir küçük fincan kahve, iki satır cümle kitap derken tazeleniyorum ama. Bir de fırsat buldukça kaçıyoruz şehir kalabalığından. Nisan ayında Bursa seyahati, Mayıs ayında Marmara Adası arada bir soluk alıp kendimizi daha da iyi hissetmemizi sağlıyor. Ahh konu nereden nereye geliyor değil mi?
Neva'mız da büyüyor bu arada.
Artık tıpış tıpış yürüyor benim minnoş kızım.
Maşallah ona!
Sağlık, sıhhat, güç ve kuvvet dolu nice güzel günlerimiz olsun..
Ben şu yoğun Mayıs ayını hayırlısıyla atlatabileyim..
Sonrası günlük güneşlik :)

26 Nisan 2015 Pazar

neler oluyor hayatta?





Standartiz.
Her şeyiyle standart, benzer, klişe, normal bir hayattayız.
Yüzündeki makyajı temizlemeye üşenen, bir bardak suyu kalkıp doldurmayan, tv.deki saçma salak prog.la vakit öldüren, gidişattan dem vurup sus pus kalan bir haldeyiz.
Hayatın tek ve umutlu yanı var o da dört harfli: NEVA.
Teselli cümlesi değil bu hakikat!
Onun sabah kıpırdanışlarıyla uyanmak, gün içinde bitmek bilmez coşkusuna ayak uydurmaya çalışmak, "Yakaladım ben seni şimdi" sesleriyle peşinden koştuğumda geri baka baka heyecandan çıldırırcasına yürümeye hatta koşmaya çalışmasını pırıl pırıl gözlerle seyretmek, yemek yediğinde "Amaaannn olsun yeme bebeğim sonra yersin." deyip tabağı buzdolabına kaldırmak, ben oturma odasında koltukta bir şeylerle meşgulken onun oyuncaklarıyla sessiz sakin ama büyük bir ilgiyle ve merakla oynamasınu göz ucuyla takip etmek, omuzlarıma alıp onu koştur koştur evin içinde dans etmek, şarkı söylemek, disko disko nağmeleriyle kudurmak, fotoğrafını çekmeye çalışmak (!! : evet artık fotoğraflarını çekmek eskisi kadar kolay değil, kameraya sürekli uzanan 2 minik meraklı el var çünkü karşımda artık!) ve aklıma daha gelmeyen bir sürü şey..
Bunlar daha evvel yaşamadığım türden hakikatler işte..
Hayatımdaki en güzel rengim o.



                                                 

                                                             ÇOK YAŞA SEN GÜZEL NEVAM!

17 Nisan 2015 Cuma

recently..


Nevamızın 6.dişi baş gösterdi..Huysuz mu huysuz..Mızmız mı mızmız..Sürekli kucakta minik bir koala yavrusu maşallah..Güldürmek için çılgınca çaba sarfediyoruz fakat bana mısın demiyor..Bu da normal bir süreç tabii ki..Dileğim en kısa zamanda kendini toparlaması kızımın..Onu mutsuz ve huysuz görmek çok üzücü..Normalde inanılmaz keyifli, eğlenceli ve mutlu bir bebekken bu hallerini yakıştıramıyor insan..
Pazartesi günü [20 Nisan] tam 10.ayını doldurup 11.ayına girecek mini minnoşum..Neredeyse yaşında diyebilirim..Bebekliği yavaş yavaş ardında bırakıyor böyle aylar geçtikçe..Büyüdükçe diyorum ne çabuk geçiyor zaman ve klasik  anne lafı sanırım ama her an bir önceki anını özlüyorum..Tuhaf bir özlem bu..
Canım benim..
Sağlıkla, sıhhatle büyümeye devam etmesinden başka dileğim yok ki!
İyi ki var hayatımda!

Son zamanlarda internetle çok fazla haşır neşir olamıyorum..Belki telefondaki platformlarda hızlı bir gönderi, ileti yahut göz atma halleri dışında şöyle araştırıp okuyayım bakayım dediğim bir şey yok..Blog adına yapabileceğim o kadar çok şey varken hiçbir şey yapmamış olmam yine benim hayıflandığım bir konu..Anlatacak bir sürü olay, paylaşacak zilyon tane fotoğraf ve video varken elim kolum bağlanmış şekilde yaşayıp gidiyorum..
Bir de fotoğraf işleme yetimin daha aktif hale geçmesi gerekiyor sanırım..
Örneğin geçmiş aylardaki konser etkinliklerim, dostlarımla buluşmalardan geriye kalan güzel anılarım, bebeğim Nevamın şapşik hallerinin fotoğrafları/videoları ve daha onlarca güzel şey!
Biriktikçe birikiyor ve dağ gibi olunca da hadi başına geçip yazayım paylaşayım demeye vakit kalmıyor..
Her şey zamanında paylaşıldığında güzel..

Mesela geçen hafta Bursa'ya Zuzum'a ziyarete gittik..
Merviş, Cemre, Neva ve ben erkenden çıktık yola..
Kızkıza harika vakit geçirdik..
Yorucuydu ama feci keyifliydi..
Paylaşacak ne de güzel şey vardı..
Ama fotoğrafları ve videoları telefondan bilgisayara atmak onları düzenlemek ohooo derken bir bakmışım Bursa yazısı rafa kalkmış..
gibi gibi gibi..

2 gün sonra doğumgünüm..
Küçükbey özel bir plan yapmış..
Bakalım ne çıkacak sürprizden! :)
Buraya yazayım da en azından bu konuyla ilgili bir yazı yazma sorumluluğum olsun değil mi yah! :)

Yakında bir kaçış planım daha var..
Onu illa ki yazıcam ama rahat ol!
Şimdilik Nevamın ilk ayağa kalkıp koltukta tutunduğu zamandan mutlu bir fotoğrafını koyayım da ortalık biraz şenlensin..7 aylık burada minnoşum..Canımmm! :)

27 Mart 2015 Cuma

Güzel Nevamız 9 Aylık!


Uzun uzun yazmaya ne zaman vakit bulabileceğim ben diye diye geçip gidiyor oysa ki günler su gibi ve geride ne tek bir satır yazı ne de hikaye kalıyor..Varsa yoksa fotoğraf ve video. Onlar da elenip düzenlenip dosyalanıp tarihlerine göre ayrılmayı bekliyor..Ahh tembellik! Ahh meşgaleler!

Nevamız 9 aylık oldu tam bir hafta önce..Bu fotoğrafı 20 Martta çektim..Her ay dönümü gününde hatıra bir fotoğrafını mutlaka çekiyorum kızımın..Belki konseptli belki konseptsiz..Ama mutlaka alıyorum elime makineyi ve diyorum "Hadi kızım giyelim temiz çamaşırlar da bir tane fotoğrafın olsun bugüne dair!" Modu genelde isteksiz oluyor..Giysi değiştirme seanslarımız ağlamalı geçtiği için fotoğraf çekileceği zamana mızmız bir minik kalıyor..Ben kıvrıla büküle bir şeyler yapmaya çalışıyorum..Yukarıdaki fotoğrafın da yine böyle bir hikayesi var..Hatta fotoğraflarını çekmek için cebelleşirken aynı zamanda arka plan videolarını çekiyorum ki büyüdüğünde görsün minnoş ne hareketli ne zahmetli bir model kendisi ^_^

9 ay ve yaşadıklarımız..
Biriktirdiğimiz hikayelerimiz..
Kahkahalarımız, şaşkınlıklarımız, alkışlarımız..
Büyüyorum tekrar onunla..
Yeniden öğreniyorum hayatı canım kızımla..
Hep onun boyuna eğilip öyle konuşuyorum..Ayak diplerimde dolandığında kendimi kötü hissediyorum..Ona tepeden bakmak hoşuma gitmiyor..Değişik bir his belki benimki tuhaf gelebilir başkalarına ama ben elimden geldiğince onun boyunda onun yanında hareker ediyorum..[Mutfak telasesinde arada kaynayabiliyor :( ]
Velhasıl, ciddi anlamda mutluyum onunla ve hep sen çok yaşa Nevam! diyorum..
Allah onu hiiiç eksik etmesin başımızda yanımızdan yöremizden!
Nice 9 ayları beraber karşılayalım inşallah! :)

Ahh nasıl seviyorum seni ahh!

8 Ocak 2015 Perşembe

2015ten bildiriyorum..


Yeni yıl geldi. Bu da 2015in ilk yazı görünümlü kaydı olsun. Bu fotoğrafı paylaşıp uyumaya gitme planlarım var..Zira 5 saatlik bir geceden kalmayım ve sabah 7de uyanıp günlük meşgalelerle hayatıma 2015in 8 ocağında kaldığım yerden devam etmem gerekiyor. Güzel detaylar var bu fotonun arkasında. Anlatıcam uzun bir vakitte. Fotoğrafın pikselinin kötülüğüne diyecek sözüm yok. Marie beni yılbaşı gecesi yalnız bıraktı ufak bir arızalanmadan ötürü. Bu sebeple telefonla birkaç kare çekim yaptık. Elbette içime sinmedi ama hiç yoktan iyidir deyip züğürt tesellisine yoruyorum bu halimi..

Kar yağışlı bir Ocak ayının 8.gününde bebeğim Nevam 6 ay 18 günlükken selam eder, yine daha uzun ve daha özenli bir blog kaydı gireceğimin sözünü verip tıpış tıpış uykuya giderim. Byes!

31 Aralık 2014 Çarşamba

happy new year 2015!

        





          Geçen yıl, yeni bir yılı karşılarken evimden 1531 km.uzaktaydım. Ailemden, sevdiklerimden, dostlarımdan, alışkanlıklarımdan, evimin huzurlu keyfinden ve daha onlarca aşina olduğum ve vazgeçemeyeceğim şeyden çok uzaklardaydım. Evet, bulunduğum yerde de çok güzel insanlarla birlikteydim hatta çok da keyifli bir gece geçirmiştik hep birlikte ama işte insan ait olduğu yeri istiyor hep. Hele ki hamile ve eşinden uzaksa yeni bir yılı karşılarken istediği tek şey sevdiği adamın yanında olmasıdır elbet. Velhasıl, acısıyla/özlemiyle/sabrıyla/tattırdığı bambaşka deneyimleriyle/uzaklığıyla/yakınlığıyla/ve yaşanmışlık haneme eklenecek yüzlerce farklı ve güzel şeyle 2014 yılını da yedik bitirdik. Yorgunluğu elbette var! Hele ki benim üzerimde ekstra bir yorgunluk, ekstra bir bitmişlik var. Bu sebeple 2015ten yana çok umutluyum ve heyecanlıyım. 
En önemlisi bu yeni yıla sevdiğim adamla ve sahip olduğumuz gözbebeğimiz Nevamızla girecek olmanın mutluluğu tarifsiz. Ailemizin de sağlığı sıhhati huzuru yerindeyse demektir ki yeni bir yıla keyifle girmek için her şey hazır! 
         
          Kendime sözde geçen yıl söz vermiştim `daha çok yazacak, daha çok paylaşacak, daha çok anlatacaktım. Planlı ve programlı olmaya daha çok dikkat edecek, üzerime çöreklenip kalmış ölü toprağından en kısa sürede silkinip kurtulacak, daha çok üretken ve aktif bir yıl geçirecektim. Yapamadım ya da şöyle diyeyim istediğim gibi olmadı. Çetelesini tutamadım 2014 ün fakat şöyle bir bakınca görüyorum ki aynı tembellik, aynı plansızlık, aynı uyuşukluk devam etmekte tüm hücrelerimde. Senenin ilk yarısı Mayıs'ın 23üne dek evime gidicem, Iğdır'dan kurtulacam, bebeğime kavuşucam heyecanıyla geçti. Haziran'ın 20sinden Aralık'ın 31ine dek de full time Nevamlayım. Aynı yatakta, aynı kanepede, aynı masada, aynı yastıktayız. 6 ay 11 gündür yanımdan ayırmadığım (Zaruri işlerim dışında) dünyalar tatlısı, ballısı, lokum tanesi bir kız bebeğine dünyadaki ilk yıllarında klavuzluk ediyorum. Onu besliyorum, giydiriyorum, onunla oyunlar oynuyor, ona banyo yaptırıyotum ve dünyayı keşfetmesine destek oluyorum. Buna tembellik dememek gerek ama. 2014ün son yarısı bir adanmışlık içinde geçti. Tembelliğim daha ziyade yaşadıklarımı anlatmamakla ilgiliydi. Notlar almak, duygu düşüncelerimi paylaşmak, farklı ve yeni şeylere kendimi kapatmakla ilgiliydi sanırım. Yoksa Bebeğim Nevayla 2014 ün ikinci yarısı tam bir mucizeler sahnesi gibiydi. Bunu belirtmem gerek. Kızdığım nokta bu nedensiz isteksizlik, keyifsizlik, yazmak-çizmek için illa birilerinin dürtmek zorunda kalması, içimdeki şevkin gelmesini beklerken geçip giden kaybolan onlarca gün/saat/dk. Bu sebeple yeni bir yıl olan 2015 için kendimden çok umutluyum. Artık üzülüp karalar bağlamak için bir sebebim yok. Hatta her sabah şükür içinde uyandığım mutlu bir çekirdek ailem var. Mutsuzluk kapının dışında kalmalı. Belki kimi sabahlar gerçekten kötü bir psikolojiyle merhaba diyeceğim güne ama bilmem ve hatırlamam gereken hep bir şey olmalı ve olacak ki o da Şükür'le uyuyup/uyanmak! Bir de bol bol dua etmek. Önce sevdiklerimiz sonra kendimiz için.

           Güzel bir 2015 olsun dilerim. Yüreğim dolu dolu. Her anın keyfini doya doya yaşayacağımız, planlı güzel etkinlikler düzenleyeceğimiz, tatmadığımız yemekler tadıp, gitmediğimiz yerlere gidip, yaşamadığımız deneyimler yaşayacağımız, her yeni gün yeni bir şey öğrenip bunu sevdiklerimizle paylaşacağımız, en sevdiğimiz dostlarımızla uzun sofra keyifleri yapacağımız, keyifli sohbetler edeceğimiz, Bebeğimiz Neva'yla dünyayı bebek/çocuk gözüyle yeniden keşfedip, rengarenk oyunlar oynayacağımız, çok çok blog yazıları yazacağımız, bol fotoğraflı, müzikli, resimli, spor, sağlık ve başarı dolu bir yeni yıl bizimle olsun inşallah! 

          Yeni yıl ruhuna uygun bir hava durumu, kar yağışı en güzel şekliyle yeryüzünü süslerken, Nevam ve babası, sevdiğim adam uykularının derinliklerine gömülmüş bana belli belirsiz gülümserken ben de blog yazımı 2014ün son günü olan 31 Aralık'ın ilk saatlerinde başarıyla tamamlamışken artık usulcacık veda eder uykuya giderim tıpış tıpış. 2015 te görüşmek dileğiyle sevgili bloğum! ^_^


p.s. Yeni yıl yazısının fotosu elbette Nevamın en sevdiğim hallerinden bir kolaj olacaktı. Ne sanıyordun? :)

23 Aralık 2014 Salı

6.ay 3.gün




Nevamız hasta. İlk hastalığı bu. Nedir peki? Öksürük [hafif çaplı], burun tıkanıklığı, boğazdan yükselen hırıltı, 36.5 ile 37.5 arası oynayıp duran ateş, halsizlik, uykulu mod. 6.ay aşısını yaptıramadık bundan sebep. İyileşmesini bekliyoruz. Elimden ne geliyorsa yapıyorum onu iyi etmek için. Bugün 2.gün 3.gece olacak. Elim ellerinde, kucaktan düşürmüyorum, yatakta kendini bir o yana bir yana atışı yok mu? Ahh..diyorum! Nasıl bu kadar üşüttü? Nasıl bu kadar dikkatsiz olabildik? :(
Öğle uykusundayken ben de bir yandan ona sıcak bebek tarhanası pişiriyorum, diğer yandan yazıyorum, bir diğer yandan da okuyorum. Annelik çok ciddi bir vicdan işi. Nevamızın hastalığıyla bunu bir kez daha anladım!
İyileşsin kuzum.
Sağlıklı, keyifli ve gülücüklü günleri olsun.
Amin.