3 Nisan 2014 Perşembe

mış gibi yapmak.

Mutsuzluğun dibindeyim. Belki de depresyonun sınırında olabilirim bugün yaşadığım o korkunç hissiyattan sonra. Bir yere sığamıyorum. Nefes alamıyorum. Düşünemiyorum. Üretemiyorum. Elim kolum kilitli açılmıyor düğümlenmiş halde. Hamilelik duygusallığı yaşıyorsun demek kafi mi içinde bulunduğum duruma? Her kafadan bir ses çıkıyor ve bu sesler beynimin içinde büyüyor büyüyor ve koca bir çığa dönüşüp beni de içine alıp yutuyor. "Sen yoğun olarak başladın duygusallık yaşamaya./ Hamilesin ya ondan böylesin. / Takma kafana sayılı gün çabuk biter. / Sabret bir şey kalmadı. / Ağlama niye ağluyorsun ki? / Gereksiz üzüyorsun kendini. / Oyalanacak bir şeyler bul kendine. Kitap oku, film izle, yürüyüşe çık, spor yap...etc."
Ne derdimi anlatabilirim etrafıma ne de anlaşılabilirim.
Evimde vakit geçirmeyi özledim.
Boğazda serin esen rüzgarda yürümeyi.
Kadıköy'de dolaşmayı özledim. Vapurla karşıya geçmeyi.
Emirgan'da laleler açmış. Son 3 yıldır her lale sezonunda gitmiştim bu yıl yokum.
Açan lalelerin arasında fotoğraf çekmeyi, çektirmeyi özledim.
Sevdiğim dostlarımla buluşup muhabbet etmeyi, düşüncelerimi sınırsızca paylaşmayı özledim.
Beni gerçekten tanıyan, bilen ve en önemlisi de anlayan insanlarla vakit geçirmeyi özledim.

Burada bir labirentin içindeyim.
Dönüp dolaşıp çıktığım yer aynı.
Kendimi oyalamak için neler yapıyorum neler ahh bir bilseniz keşke!
Kimse beni anlayamaz ama evet çünkü BEN HAMİLEYİM VE ÇOK DUYGUSALIMM!
ve HAMİLE OLDUĞUM İÇİN ÖZLESEM DE ÖZLEMİM YAŞADIĞIM DUYGUSALLIKTAN İLERİ GELİYORDUR. BEN TEK BAŞINA ÖZLEM DUYUP AĞLAYAMAM, ÜZÜLEMEM ÇÜNKÜ!

Sıkışıp kaldım hayatta.
İçimde hareket eden kalbi benimle atan bir minik çocuktan başka yanımda kimsem yok.
Ve ben gerçekten şu an çok kötüyüm blog! :(

Hiç yorum yok: