11 Ocak 2011 Salı

sweet 2011.


6 Aralık gecesini 7 Aralık gecesine bağlayan vakitte annecim,amcacım ve bendeniz Gebze'den trenle çıktık yola. Bu benim yaptığım ilk tren yolculuğu olduğu için içimde hissettiğim o heyecan dolu mutluluğun nasıl da ballı kaymaklı olduğunu anlatamam. Mavi trenle seyahat etmenin rahatlığıyla evdeki tek kişilik koltukta oturuyormuşçasına yayvan, keyifli ve güzel bir yolculuk oldu ilk deneyimim. Canım sıkıldı vagonlar arasında gezindim durdum. Yemekli vagonda çay içtim, efkar dağıtıp demlenen entel görünümlü insanların dinledikleri hoş müziklere ve kitapları/sanatı/vs. konu alan sohbetlerine kulak misafiri oldum, tebessüm ettim, dizlerime serdiğim battaniye kıvamındaki şalımla üşüyen diz kapaklarımı ısıtıp, sevgili dostum Denizcanımın armağanı yukarıdaki güzel kitabı okudum, bayıldım, tavsiye ettim derken 5,5 saat bu güzel atmosferde pırr diye uçuverdi, beni dehşet etkiledi, memnun etti. [sanırım pek şanslıyım:]
Bir teşekkür gelsin o vakit benden sayın tcdd'ye..



minik beyaz vazoların içine serpiştirilmiş bu papatyalar ortama ayrı bir güzellik katmıştı elbet. Bu güzel detay ayrı hoşnut etti naçizane yüreğimi ^^

Kütahya'ya gidiş amacımız kardeşim Uğur'un askeriyedeki yemin töreni içindi. 1 ayın da böylelikle nasıl da çabuk geçiverdiğini görmüş olduk. Yalnız bırakmadık onu. Tıpkı sevdicekim Onur'da olduğu gibi duygulandım, gurur duydum, onurlandım, ağladım. Hayatımda önemli bir yere sahip olan bu iki erkeğin vardiya dönüşümlü diye nitelediğim askerlik görevlerini bir an evvel bitirsinler diye dua ettim. [Onurcanım haftaya Salı ist.da çok şükür bitti-hoh-! :]

Askeri sınırlar içerisinde fotoğraf çekmek ne yazık ki yasaktı. Çok fazla kare yakalayamadım bu sebeple. Ama hayal kırıklığına uğramak yok, kardeşimin evci işlelerini halledip aldık yanımıza doğru Kütahya merkeze!
Fotoğraf aşkımı Kütahya sokaklarını arşınlarken boşlatırım dedim, öyle de oldu :)



İlk kez gittim Kütahya'ya. Yeni bir şehri görecek, gezecek ve bir gün içine sığdırılabilecek etkinlikleri yapmaya çalışacak olmanın heyecanı gayet güzeldi. [ farkındayım ki ben çok heyecanlı bir kişiliğim, kıpır kıpır taze heyecan modunda dolaşırım mutlak surette, yadırgamayınız lütfen, malum tabiat sorunsalı.]

yine seramik hep seramik!-ki bu işin en baba merkezine gitmek ayrı bit.tabii-
bu minik kızın kadrajıma dahil olması da tamamen spontane bir hoşluk oldu hani ^^



Eski evlerden oluşan ne güzel sokakları var Kütahya'nın. Konakları var, çeşmeleri var, çini işlemeli yapıları var, kalesi var, karı-soğuğu-ayazı var ve varolduklarıyla güzel. Beğendim.







Pek çok şehirde olduğu gibi saat kulesi de var.








Kütahya fotolarım bu kadarla kaldı.
Daha uzun soluklu bir gezide daha fazla yer görerek daha fazla fotoğraf karesini paylaşmak isterim elbette.
Yine trenle gidelim, ama bu kez gidiş-dönüş olsun.
Çünkü Gebze'ye dönüşümüzde otobüsü kullandık. Tren saatleri çok geç vakitteydi. Zaten sınırlı olan zamanımızdan tasarruf edelim diye eli mahkum otobüs seçtik. [şikayet edemem, hakkını da yiyemem otobüsün çünkü pek sevdiğim bir film olan An Education'ı tekrar izleme şansına erdim.^^]

Şimdi Jenny'nin bu mali.hülyalı halceğizlerinde yatağıma uzanıp "you've got me wrapped around your little finger" diye diye biraz hayallere dalma vakti.
[bunca iş-güç yoğunluğuma inat!]
hadi bakalım.
bi de harbiden 2011 güzel başladı, devamı da böyle güzel gitsin.

5 yorum:

cicibebe dedi ki...

ben de severim tren yolculuklarını.. gerci en uzun sakarya'dan istanbul'a gittim ama olsun, severim :) arkadaşlarla,sevdiklerinle daha da bir güzel olur bilirim :)

bu arada gebze'den oldugunu yeni ögrendim.. Her daim sevgiyle(!) anarım 2 ay yaşamak zorunda kaldığım o güzel şehri :))

ayci dedi ki...

birde kitap hakkında bir kac söz aklımda kaldı onlarıda yazayım.

kitabı merak ettttttiiim :)
hemen almam lazım ki acele ileee

b'locked dedi ki...

:)
beni 12'den vuran bir yazı oldu bu ya
reader'da kitap kapağı dikkatimi çekti
6:45 yayın sandım
beat sevmeyeceğini tahmin ettiğim için şaştım
sonra bi' baktım o pek sevdiğim kitap...
pek sevdiğim ve bu aralar göremediğim arkadaşımın hediyesi
sonra bi' baktım trenlerden hemm de yataklı vagonlulardan bahsetmişsin ki
1:benim sakarya öğrencilik yıllarımın da evvelinden tren tutkumu,kendimi dinlediğim sığınağımın sirkeci garı olduğunu daha pek çok vesairede trenlerin izi olduğunu herkes bilir
2:daha henüz before sunrise'ı henry purcell'li raylı girişi için bilmem kaçıncı kez seyretmişim...
daha nasıl anlatabilirim bu kadar duygudaşlığını bana bu yazının
hem bi bonus daha
nişanlım askerden dönmek üzere
kuzenim evci izniyle yeni geldi ve yine böyle görüntülerini izledik ailecek 3 gün önce
bir de bakır-kızıllığımızdan yakın hissetmem ve sempatim fazlaca zaten sana
bu yazı da arrtırdı
harika olmuş bi' daha sağol :)

defne dedi ki...

alper canıgüz'ü okuduğuna hiç şaşırmadım, çektiğin fotoğraflardan ve saçlarından dolayı :)
ve kütahyada boyoz varmış ne güzel :))

yeşocan* dedi ki...

cicibebe; trenler güzelmiş.seyahat etmek ayrı güzelmiş..hep devam etsin bu tutku!

ayçicanım; mutlak surette okuman tavsiye edilir..olmadı yolla bir adres ta-taaam!sürpriz senin olsun :)

sevgili b'locked; bu uzun yorumu okuduktan sonra tesadüflerin de böylesi diyorum!çok mutlu oldum aynı hissiyatı ve hemen hemen aynı türden olayları yaşamış olmaktan :)
sevgilerimi sunuyorum!

Defne; teşekkürler :)