Hayat gayet normal seyrinde sürüyor. Yiyor, içiyor, geziyor, dostlarınla buluşup keyifli anlar geçirip gülüyor, şarkılar söyleyerek yemekler pişiriyor, kitap okuyor, dipnotlar alıyor, günlük yazıyor ve daha pek çok şey yapıyorsun. Normal seyir adı üzerinde. Sonra biraz yalnız kalmaya ihtiyaç duyuyorsun. Yaşadığın bu tempo seni yorup, enerjini yenilemen için sakin, sessiz ve bol düşünceli bir yalnızlıkla seni terbiye etmeye kalkıyor. Ses çıkarmıyorsun. Boynu bükük kabulleniş. Sonra yavaş yavaş sıyrılıyorsun bu yorgunluktan kabuk atıyorsun ve daha temiz ve rahat nefes aldığını hissediyorsun. Günlük rutin işlerini yapmaya devam ediyorsun ama bu kez yalnız, yapayalnız. Kimseyle konuşmadan kendi başına halletmek bu durumu seni daha çabuk iyileştiriyor. Birkaç zaman sonra da ortaya yepyeni bir kabukla çıkıp kaldığı yerden devam ediyorsun yaşama. Ne sirkülasyon ama!
Şimdilerde yalnızım ben. Şikayet ettiğim bir yalnızlık değil ama bu. Gerçekten ihtiyacım olan türden. Sevdiğim adam da çekti elini eteğini benden o da kendi yalnızlığında kavruluyor. Düşünmek, sağlıklı kararlar alabilmek, kendini yenilemek, sonunda da ya ortak yahut ortak olmadığımız bir hayata "evet/hayır" demek için kararlar alabilmek adına sessiz mod'da kendisi. Sonunda çıkacak karar nedir, ne olacaktır bilinmez ama ben sevgi, anlayış dolu kararlılığımla bekliyorum onu. Çok tuhaf aslında ama bu tuhaflığı irdelemek istemiyorum. Sonuçta sadece gerçekten geçici bir deniz mi yoksa kalıcı bir liman mı olduğumu bilmek istiyorum. Sonrası allah kerim..
Günlük hayat normlarıma da geri dönüyorum artık. Bu kadarı yeter.