10 Eylül 2013 Salı

towards to a dream came true.



Uzun yıllardır aynı dertle tanışıklığım vardı.
Üzerimde çare bulabilmem için yapışık gezen ve beni hep huzursuz eden.
Çalışıyorum dediğim zamanlara bakıyorum şimdi de aslında ben hiç çalışmamışım.
Bu yıl kendimi tüm sosyal etkinliklerden, akan hayatın enerjisinden, dost sohbet masalarının keyfinden ve coşkusundan mahrum bırakıp "Bu kez olacak! Bu kez son kez hazırlanacağım, adamakıllı!" deyip yola çıktığım bir maratonu başarıyla bitirmenin haklı gururunu yaşıyorum..
Evet ben artık kadrolu bir öğretmenim, bir minik küçük hanım ya da çalışkuşu..Nasıl isimlendirirsen, keyfine kalmış..
Stresli zamanları geride bıraktım artık güzel ve hareketli bir yaşam var önümde..
Planlı tatiller, güzel anılar, şirin öğrenciler, ışıl ışıl ve aydınlık bir gelecek..
Mutluyum, dopdolu bir mutluluk bu, tarifini yapamam..
Doygunum, eksik olduğum tek şeye de artık sahibim..
Sabah uyanıp gideceğim bir işim, ay sonu çalışmamın karşılığında elime geçecek maaşım var..
Eşim, işim, mutluluğum, heyecanım..
Artık her şey daha güzel olacak!

Iğdır'a çıktı ilk atamam.
Okulum merkeze bağlı bir köy okulu..
Otobüsle 1531 km. uçakla 2 saat.
İstanbul'dan, eşimden, kıymetlimden, harikamdan ve sevdiklerimden 1 yıl ayrılıyorum..
Yaşadığım tek hüznüm bu.
Evlenip yerleştiğim İstanbul'u keyfini süremeden bir yıllığına yine terk ediyorum..
Güzel hayallerimi gelecek yıla saklıyorum..
Ertelemek kulağa hoş gelmese de yapacak başka bir şeyim yok ne yazık ki..
Gittiğim yerlerde beni hoş insanlar karşılar inşallah..
Dolu dolu harika anılarla geri dönerim..
Artık blog yazarlığımı aksatmak için önümde herhangi bir sebep yok..
Yeni fotoğraf makinam Mary Antuan'la Iğdır'dan insan manzaraları başlıklı çok kayıt tutacak gibi duruyorum.
Uzun kış günleri var önümde, yakın şehirlere atanmış güzel dostlarımla geçireceğim keyifli günler..
Aslında Aşk'a olan özlemimi örtbas etsin diye kendi kendimi oyalamaya çalışacağım şeyler bunlar..
Yoksa gözlerimin kenarında bekleyen ve hiç kurumayacak olan minik bir damla gözyaşını gittiğim her yerde yanımda taşıyacağım maalesef acı bir gerçek..
Olsun..
İnsan alışıyor..
Her şeye..
Her yere..
Özlemlere bile..
Sağlık olsun..
Yollar bizi her şekilde kavuşturur bize..
Canımız Sağolsun!
...

3 Ağustos 2013 Cumartesi

full enough.


çok doluyum.
yaratıcılık peşinde koşturuyorum sıradan.
gün ışığını çok seviyorum ve fotoğrafçıların çekimini yaptıkları kişilerin yüzünde flaş patlatmasından nefret ediyorum.
güzelim daylight mucizesi dururken bir insan bundan nasıl olur da faydalanmaz diye kendi kendime hayıflanıyorum.
yeni bir hayata başlamaya az kaldı gibi geliyor.
ya başka bir şehir ya da olduğum sınırlar içinde devam ama farklı bir şeylerolmadı farklı insanlar olacak, hissediyorum.
kola hiç sevmeme rağmen tadını bildiğimden son günlerde sıklıkla içesim geliyor.
hele bir de bilgisayar başındaysam farketmeden bardakları lıkır lıkır götürüyorum ve bu durum canımı sıkıyor.
su daha çok tüketiyorum ama en az 2 lt.
bu biraz rahatlatıyor beni.
bu yıl denize girmeyi her şeyden çok özledim.
ayaklarımı serin sulara daldırıp dolaştırmayı.
az insan olsun yanımda, kuru gürültüye ihtiyacım yok.
yeni yerler keşfetme arzum çok baskın geliyor fakat içime geri tepiştiriyorum.
money büyük sorun hele ki çalışmıyorsan.
böyle yeni yerlermiş efendim farklı maceralarmış vs. hepsini hepsini tıkıştır içe.
için şişmeden de en kısa vakitte gerçekleştir.
bunun için de önce çalış adam gibi pardon kadın gibi paranı kazan akıllı ol adamı hasta etme.
çalış.
çünkü bizi ancak çalışmak kurtarır antonio.


26 Temmuz 2013 Cuma

kuş oldum kanat çırptım ormanda.


Fotoğraf işlerken alışkanlık oldu yoga müzikleriyle çalışıyorum..Alttan usul usul ses verdikçe daha çok gaza geliyorum..Daha fazla fotoğraf, daha fazla dondurulmuş an, daha fazla his,duygu vs. kareleme aşkı..Önüne geçemediğim bir aşk bu..Sınav döneminde iyice uzaklaştım..Bloğumla [gerek fotoğraf/gerek kişisel] ilgilenemedim..Takipçi kaybettim..İkinci planda kaldı fotoğraflarım..Şimdi tekrar benim için tutkulu bir aşk olan fotoğraflara geri döndüm..Her gün en az 500 yeni fotoğraf incelemek, yeni ekipmanları takip etmek, daha iyiye nasıl ulaşabilirimle ilgili videolar seyretmekle geçiyor zaman..Nasıl mutluyum ama, nasıl doygun..Bu kadar ayrı kalmayı nasıl başarabildiğime şaşırıyorum resmen..
Haftasonu uzun zamandır yapmadığım çekimime geri dönüyorum..
Yeni doğmuş bir kelebeğin kozasından çıkışını karelemeye gidiyorum..Hem de gelin olup çekimini yaptığım güzeller güzeli dostumun kelebeği bu..Nasıl şanslıyım ve zaman ne çabuk geçiyor..Teyze olduk yakında anne de oluruz gibi :)
Yazmaktan çok çekmeye ihtiyacım var..
Çektikçe daha çok paylaşmak, paylaştıkça başarılı olma isteği var..
İçimden bir his çok yakında bu konuda da çok başarılı olacağımı söylüyor..
Dolu dizgin hem de!
Fotoğraflara geri döneyim aklımda ve kulaklarımda dreams' melodileriyle..

19 Temmuz 2013 Cuma

honeymoon after 10 months.

Pek çoğumuz gibi bende de blog postu hazırlama konusunda bir tembellik bir isteksizlik ve bir eli varmama durumu söz konusuydu. Çok nadir açıp okuyup kapadığım birkaç düzenli blog dışında hiç uğramaz oldum buralara. Oysa ki elimin altında fotoğraflar, videolar ve elbette bol kelimeyle dolu sanal bir günlüğün varlığı şu ana dek biriktirdiğim arşivden daha fazlasına sahipmiş. Farkındalığımın tekrar atağa geçtiği şu sıralar, tabii üzerimden 3 büyük sınav kaygısının da kalkmış olmasıyla birlikte, tekrar dönüş yaptım. Kendi kendime daha aktif olmam gerektiği sözünü verip uzun aradan sonra ilk postumu balayından kalan birkaç güzel kareyle hazırlamaya karar verdim.

Aslında uzun uzadıya araştırmalar yapmadan son anda karar vererek çıktık yolculuğa. Gönlümüz yurtdışı tatili yapmaktı lakin düğün telaşları ve koşturmacasından sonra ihtiyacımız olan yegane şey uyumak, dinlenmek, yemek & içmekti. Yurtdışında daha çok gezmek, yeni ve farklı deneyimler yaşamak öncelikli hedefimiz olduğundan balayını yurtiçi güzel bir otelde konaklayarak geçirmek en iyi tercihti bizler için. Velhasıl, tatilimizin beş gününü  Belek'teki Sueno Golf'te sakin,sessiz ve muazzam yeşilliğin ortasında huzur içinde geçirdik. Son 3 günü ise Fethiye Ölüdeniz'de biraz adrenalin ve eğlenceyle tamamladık. 

Keyifle geçen zamanların kareleri az biraz şöyle:














































Sınav hazırlığı sürecinde Paris Edward'la özel günler dışında neredeyse hiç görüşmedik. Fotoğraf çekmeyi, sokaklarda gezmeyi o kadar çok özledim ki..Bu sebeple bundan sonra bol fotoğraflı blog postlarımla burada olacağım..Tabii önce geçmişten paylaşmam gereken çok güzel anılar ve kareler var onlara öncelik vermeliyim..Kayıt altında tutmak mantıklı olacak :)

12 Mart 2013 Salı

hot like coffee.


                              "Black as the Devil, hot as Hell, pure as an angel, sweet as love" - Talleyrand

Bazı günler daha bir kahve kokar..Mutfak, çalışma masası, pencere önü, parmak uçların, dudakların..Kahve tiryakisi değilsen böyle zamanlar senin için hep çok kutsal ve özeldir. Sıradanlaşmamıştır ilişkiniz. Her buluşmanızda daha büyük bir heyecan duyar ve tad alırsın. Keyfini sürersin yayıla yayıla. Pijamalarınla karşılarsın belki ama lekeli olan pijamaların değildir üzerindekiler. Hele hele çamaşır suyu damlamış olanlardan hiç değildir. Belki vücudunu sıkı gösteren bir tayt olabilir bu kez üzerindeki ya da en sevdiğin eşofman altın. Ama yine evdesindir ve rahatlığından ödün vermezsin de biraz daha özenlisindir normal günlere göre. Kahve kokusu burnunda tüter ve suyunu kaynatmaya bırakırsın. [ahh ne çok istersin bir kahve makinen olsun, kırmızı ya da hardal sarısı renkte..Uğraştırmasın seni sütü,suyu kaynatmakla..Şöyle köpükleri bulutlar kadar yoğun çıkartan türden..Kaşık kaşık yiyebilesin..ohh!]
En sevdiğin fincanını çıkarırsın dolaptan, yanına da iki fıstıklı çifte kavrulmuş lokum, soğuk bir bardak da su. Susuz olmaz..Alışamamışsın sek kahve tadını damağında uzun süre tutmaya ama bir şekilde yine de seversin kahve ritüellerini..

Kendime kalan zamanların keyfini sürmeye muhtaç gibi yaşıyorum son zamanlarda..Az zaman, yapılacak çok iş, çalışılacak çok konu, çözülecek çok soru ve bir yıl daha çöpe atamayacağım bir süreç var önümde. Sağlıklı, huzurlu ve azimli olmaya gayret gösteriyorum.. Çok çalışıyorum..Nefes almadan, ara vermeden, gayretle hem de! İstediğim şeyler var..Az ya da çok nicemizin arzuladığı gibi..Güzel bir hayat için birtakım fedakarlıkları yapmam gerekiyor.. Geçmiş dönem başarısızlıklarımın ardında yatan ana sebep tamamen bu..Fedakarlık yapmamak!
Kendim için, geleceğim için bu yıl olmasını arzuladığım şey için son 4 aylık döneme girdim ve bunun için çabalıyorum. Artık yenilgilere tahammülüm yok..Elimden gelen çabayı göstermedikçe başarı duygusunu tadamayacağım..Bunun için son 4 aylık azim halindeyim! Hırsım yok, kendime zarar veremem ama azmim çok!
Bu kez ne kendimi utandıracağım ne de etrafımdakileri arkamdan konuşturacağım..
Bu kez olacak!
Bunun için ne gerekiyorsa yapıyorum, yapacağım!
Sağlık, sıhhat ve hoş tad istiyorum sadece, gerisini bana bırakın..

Kendime kalan zamanlarımda kahveli, lokumlu, şekerli keyif anlarımı içinde bulunduğum halet-i ruhiyeyle harmanlayıp yazarım yine..Sen hep burda kal kadim dostum.

au revoir.


6 Şubat 2013 Çarşamba

time out.


Son zamanlarda bol bol ders çalışıyorum. Boş zaman aktivitem yok diyebilirim. Ders,ders,ders,test,test,test. Ne film seyrediyorum ne kitap okuyorum ne dışarı çıkıp bir hava alayım, gezeyim diyorum. Hiç bu kadar yoğun bir motivasyonum olmamıştı önceki senelerde. Sanırım artık kendime bir şans daha verecek takadim kalmadı. Düzenli bir iş istiyorum. Uzatmaları oynadım son iki yıldır. Öğretmenlik mesleğini istekle ve zevkle yaptım fakat bunu sadece deneyim olarak adlandırmak daha doğru. Hakettiğim karşılığı alamadım maddi olarak. Bundan sonra bu işi yapacaksam şayet hakkıyla yapmak en güzeli olacaktır. Bunun için sistemli ve düzenli bir çalışma prensibine ihtiyacım olduğunu biliyordum. Bu yıl bunun için elimde fazlasıyla imkan var. Öyleyse harekete geçmemek için hiçbir sebep yok.
Ben de öyle yapıyorum. Çalışıyorum. Sistemli, disiplinli. Alman disiplini denen o imrendiğim öz disiplini hayata geçirmek için çabalıyorum desem yeridir. Zira, Türk toplumu olarak iş ahlakımızda biraz gevşeklik mevcut. Tatilleri seviyoruz ve yılın yarısıni tatil yaparak geçirsek hiç gocunmadan kabul ederiz. Bu sebeple üretemiyoruz zaten. Gevşekliğe bir son vermek gerek elbet. Hep böyle hazır çorba tadında ilerlemek olmaz. Çorba için emek vermek lazım.

Bu arada;
Başımdan çok çok olaylar geçiyor.
Aklım çok dolu.
Rüyalar,rüyalar,rüyalar derken artık sıyırma noktasına geldiğim de bir gerçek.
Evet çalışıyorum, düzenli bir hayatım var fakat düşünceler içinde boğulduğumu itiraf etmeden geçmeyeceğim.
Psikolojik sağlamlık eksik biraz.
Yorgun bedenim, uykusuz ve yoğunum.
Bu sıkıntıdan da kurtuldum mu geriye bir şey kalmayacak.
Tüm üretkenliğimle devam edeceğim enerjik hayatıma!

Bir ses edeyim istedim.
Fotoğrafı da ders arası verdiğim bir zaman çekmiştim.
Masamda ek kitap olarak diyetle ilgili olanı taşıyorum.
Sağlık için de bol bol su.