27 Ağustos 2011 Cumartesi

what's in my jewelery box?vol.II: rings*










Kendimi oyalamak olarak gördüğüm bu işlerle uğraşırken keyif alıyorum. Sonuçta işin içinde fotoğraf var. Bu kafi. Her ne kadar gönlüm daha önce hiç görmediğim şehirleri tanımak, bilmediğim sokak isimleri arasında dolaşmak ve daha pek çok yenilik dolu keşif gezileri yapmak istese de şimdilik çoğunlukla evde, yorgun, beklemekten sıkılmış ve bunalmış halde bu tarz işlere sarıyorum. Sonucunda ortaya çıkan post'lar da eğlenceli oluyor falan fişman.

25 Ağustos 2011 Perşembe

dostlar iyi gelmez diye kim demiş?külliyen yalan!

Evet seviyorum sevdiğim dostlarımla birlikte vakit geçirmeyi. Ama öyle kafelerde, sokaklarda değil yalnızca aynı evin içinde, aynı masanın başında yemek yerken, aynı yatakta uzanıp sohbet ederken, aynı ekrana bakıp gülerken. Yine geldim yanına bir dostumun sonra iki olduk sonra üç. Keyifli bir akşam geçiriyoruz. Öyle yoğun ki duygularım bloğuma bu duygularımı nakşetmek istedim anlık bir istekle.
İyi geliyorlar bana. Yüzümü güldürüp beni mutlu kılıyorlar.
İyi ki var onlar.
Hep olsunlar.

24 Ağustos 2011 Çarşamba

what's in my jewelery box? vol.I: necklaces*






































Bugün biraz can sıkıntısıyla takı-toka kutumu karıştırayım derken böylesi bir posta malzeme olacak kadar eşyam olduğunu gördüm. Şimdilik sevdiğim ve takmaktan çok keyif aldığım kolyelerimi paylaşıyorum. Sonrasında broşlarım, yüzüklerim ve son olarak da küpelerim gelecek. Zaman zaman yayınlamaya devam ederim.

Günün Adamı Dean Martin!
Şarkısı da That's Amore.

istanbul bugün siyah&beyaz&gri..tıpkı ruhum gibi.
















Ne günlermiş, ne günlermiş
Yıldızlar, mehtap, çamlar altında
Yıldızlar, mehtap, çamlar altında
Ne günlermiş, ne günlermiş
Gelip geçmiş!
Vapurlar değil, Boğaz’dan geçen;
Boğaz’dan yalılar geçiyor,
Toplamış bulardan eteklerini...
Dairesine çekilen bir saraylı gibi
Yalılar gelmiyen alemlerine gidiyor
Bırakıp bu sessiz gecelerini.
Çekip almış kuşların kanatlarından rüzgarını
Asırlık rüyalarında yalılar
Uykuların mahmurluğu saçaklarını sarmış.
Saz sesleri gelmiyor kıyılardan.
Ne geçen yazlardan bir haber var,
Ne gelecek baharlardan.
Kim bilir kaç deniz geçmiş uykularından.
Başbaşa kalmış iki hisar
Beklemekte sönük sahilleri.
Artık eski harpleri anlatır taş duvarlar
Kıyılarından geçen balıklara.
O balıklar ki dedeleri
Şarkılarla beslenmişti geceleri.
Şimdi sulara düşen çürümüş tahtalar
Dalgalarda son oltanın yemleri.
Bir zamanlar şen yaşamış yalılar
Işıklı bir ziyafet sofrasında.
Renklerini deniz almış götürmüş,
Küllerini alev alıp savurmuş.
Deniz kenarında denizsiz kalmış yalılar.
Ortaklığı ayrılmış kıt’aların
Anadolu günden güne Rumeli’ye küsmüş
Bugün biz değiliz bakan yalılara;
Yalılar boynu eğik bize bakıyor
Biz değiliz sarkan hatıralara..
Göğüs gererek dalgalara
Yalılar bir hayal için denize
sarkıyor Yalılar bize bakıyor, denize bakıyor.
Ne günlermiş, ne günlermiş
Yıldızlar, mehtap, çamlar altında
Ne günlermiş, ne günlermiş
Gelip geçmiş!

Özdemir Asaf