22 Haziran 2011 Çarşamba

serenade.

Bugün:



Taksim'deydim.


Dostum Sevtap'la buluştum.



Yeni keşfettiğimiz huzurlu şekerli nezih mekan Zencefil'e gittik.




Fesleğen kokusunu içimize içimize çektik, çay içtik.




Not defterimize dipnotlar düştük.





Sokakları gezip sohbet ede ede fotoğraf çektik.



Beatles'ı gördük "here comes the sun" dedik.




Kaybedenler klubüne giriş yaptık ama kaybetmedik.



Arsen Lüpen İstanbul'daymış, iki selam verdik.



Asmalı'nın serin sokaklarında gezindik.



Bu bezginin adını tomtom Nuri taktık, meymenetsiz yüzünü çektik.



Yol Tünel'e vardı, biraz dinlendik.








İki soluklanıp devam ettik.




Sohbetimizden arta kalan anlarda gözüme ne çarptıysa çektim.



Örümcek Adamlar bir hevesle duvar yokuş dinlemeden kendilerini böyle oraya buraya atarken..





Bir bakmışın ben yokmuşum dedirtiyor insana.. Sonrası kaldırım taşı üzerinde "rest in peace" modu.















En uzun dil benim bir kere!


Gün sonunda da acıktık mano'da soluklanıp sonra ayrıldık.

Dün:




Yine Taksimdeydim. Bu kez objektifime irili ufaklı pek çok sokak sanatçısı yansıdı. Hem eğlendim, hem çektim onları.




Balkanlar.




Pandomim.



huzur.



Blue-jazz.













Taksim öncesi Kadıköy Salı Pazar'ındaydım okuldan arkadaşım Gülçahla. Biraz gezip, biraz fotoğraf çekip bol bol da kumaş aldık. Bu arada son zamanlarda bu kumaş alma, kendi elbiselerimi çizip diktirme işine iyice sardım. Koton, Zara, Mango gibi güzel markaların fahiş fiyatlara sattığı elbiselere benzer vintage modelleri çok daha uygun fiyata diktirip giymenin keyfini size anlatamam ;) Bir ara diktirdiklerimi de paylaşayım blogda unutmayayım..















Okuldan çok değerli ve sevdiğim güzel arkadaşlarım bana bu sevimli plaketi hazırlamışlar nasıl mutlu oldum anlatamam ^^





Son fotoyu da geçen kardeşimle gittiğim mekandaki bu tatlı mı tatlı fotoğrafla yapayım tadında kalsın..

Gerçekten huzur dolu anlar yaşadığım şu 2 gün beni kendime getirdi. Belki farkedilmiyor yaşamımdan fakat kpss şu aralar canımı fazlasıyla sıkan ve aklımı meşgul eden öncelikli sorun. 9 temmuz'u da ardımızda bıraktık mı tam teşekküllü bir huzura ereceğim inşallah..

Bir de blog temamı artık değiştirmemin zamanı geldi. Aslında bu temayı çok seviyorum ama çektiğim fotoların küçük boyutlu hallerindense büyük boyutlu net görüntülerini yayınlamak daha mantıklı olacak bunun içinde farklı bir tema kullanmam gerekiyor. Yakında bunu gerçekleştireceğim sayılı günler kaldı..Hadi bakalım!


Bugünden beri kulağımda çınlayıp duran Steve Miller Band'den Serenade parçasını herkese armağan eder tertemiz&huzur dolu günler dilerim ^_^

16 Haziran 2011 Perşembe

J U S T.D R E A M



Önemli kararlar almanın eşiğindesindir. Hayat önüne fırsatlar çıkarır, seni yoklar. Karar beynin ve kalbin arasındaki görünmez çizginin çok ötesinde bir yerlerdedir. Bazen uğraşsan da bulamadığını farkedersin. Kimi an olur, kesin kararlı bir hale bürünür gözünü azim ve hırs bürür o esnada dünyayı kurtaran kadının sen olabileceğini düşünürsün. Sonra aradan birkaç belki de çok az zaman geçer bir başka tetikleyici durum senin kolunu kanadını hevesini kırar azminden hırsından eser kalmaz. Gider gelirsin sürekli banliyö trenleri gibi aynı ray üzerinde. Sabah duraktan aldıklarını akşam yine aynı durağa bırakırsın. Kaldırdığın yükleri indirir, boşaltırsın. Ordan alır buraya koyarsın yerini beğenmediğin tekli koltuğu odanın içerisinde 360 derece döndürür gibi karşına çıkan fırsatları da beyninde evirip-çevirip döndürüp dolaştırırsın. Neticeye varmak istendiğinde mutlaka içinde ince pişmanlıkların takıılıp kaldığı tuhaf hislerle rest çekersin olmaz dersin. Hep umut edersin ama. Bir başka kapının açılacağı gün gibi aşikardır. Belki bugün belki yarın ama bir gün mutlak surette!


Velhasıl, beynimin için aşure malzemeleri stok deposunu andırıyor. Bir de ekstralar tabii. Aşure benzetmesi de nereden çıktı dersen canım gecenin bu vaktinde fevkalade tatlı bir şeyler çekti ve aklıma nereden düştüyse aşure adı/tadı düşüverdi ondan kullandım. Düşünüp karar vereceğim ve ne olacağımı belirleyeceğim yeni bir döneme giriyorum. Kafamı ve düşüncelerimi evde yatağımın üzerinde unutup çıksam ve gidip uzak sahilin birinde serin suları ayağımın altında hissedip alizelerle kendimden geçsem diye bir dürtü yokluyor beni. Bunun şu an namümkün olduğunu bildiğimden ses etmiyorum.şşşşş sus!


J U S T D R E A M modu.

9 Haziran 2011 Perşembe

minik dev adamlar :)

Geçen haftasonu ablamın miniklerinin sünneti vardı. Bir gece kına-eğlence ardından mevlüt derken epey koşuşturma içindeydik. Miniklerimle özel olarak dışarıda bir çekim yapma fırsatım olamadı ne yazık ki koşturmadan. İlerleyen günlerde bunun telafisini yapacağız. Şimdilik bir kaç kare fotoğrafım var elimin altında. Az biraz yayınlayayım da elimin altında bulunsunlar ;)
Canlarım benim minik kurabiyelerimm..




Abimiz badem.










ufaklık makarna.

















Şu KPSS stresini bir atayım sonrasında bol fotoğraflı bol post.lu bir blog dönemi başlayacak tekrardan..Görüşmek üzere sevgili blog dostlarım! :)

3 Haziran 2011 Cuma

hay bin e-okul!

Efendim bu meb'in online not açılımı gayet iyidir güzeldir hoştur da öğretmenlere not girişi için hepi topu 15 gün vermelerine bir anlam veremiyorum. Koştur koştur yazılı kağıtlarını oku, sonra o binbir zahmetle açılan hatta sabahın erken saatleriyle gecenin çok çok geç saatlerinde rahatlıkla giriş yapılabilen sonrasında tam bir kör düğüm misali ne not girebildiğin ne de başka bir halt gerçekleştirebildiğin bu sistem beni çileden çıkarıyor. Hele ki dönem sonuna gelmiş isen durum daha da vahim. Okul bir yandan sıkıştırır notları girin karneleri hazırlayacağız (ki bu ayrı bir sinir bozucu durum..daha okulun kapanmasına 15 gün var ve hem karne notlarını e-okuldan tüm öğrnciler görüyor sonra da öğrencileri okulda tutma çabası öğretmene kalıyor bir tuhaf haller yani!) kpss stresi bu son atamalardan sonra ekstrem şekilde ayyuka çıkar heyecan dört bir yanımda, annecim evde tadilat yapmaya başlar boya/badana/indir/kaldır ee malumunuz siz de bir işin ucundan tutun yani değil mi?, bir de bizim ufaklıkların bu haftason yapılacak sünnet merasimi için hazırlıklar tam gaz devam eder, gelecek misafirler için hazırlık, ev için hazırlık, zat-ı muhterem kendim için hazırlık derken nefessiz bir koşturma içindeyim. Başım dönmekte!
Üzerine afiyet bu e-okulun bu tarz şaçmalıkları beni daha da sinir ediyor! Sabır çekerek şu son 15 günü de hayırlısıyla atlatsam diyorum başka da bir şey demiyorum!

1 Haziran 2011 Çarşamba

!!!!!!

seçim öncesi yatırımlarıyla, dangalaklıktan öte söylemleriyle, çılgın projeleriyle beni kendisine olduğu kadar yedi ceddine de sövdüren şahsiyete lanet ediyorum! Yolun tıkansın, bi öl sen de huzura ereyim artık!